sanat ve sevgi kalbten kalbe giden en kısa yoldur
Trenden Anadolum
BİYOGRAFİ
Mart 2007
PzrPztSaÇaPeCuCts
123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031
Yıllık Arşiv
Son Fotoğraflar
Oğlum İtalyan arkadaşıyla Ani Harabelerinde
hAYATA BAKIŞ
YAVRU KEDİ
Işığa bakan kadın
Çiçekler
Trakya
KEKOVA
Rüyadaki ev
Anneanemin perdeleri
Ana Sayfa > Arşiv > 07 Mart 2007
Arşiv > 07 Mart 2007
Dr.Ahmet Rasim Küçükusta
Hüzün zaman zaman deli dalgalarla gelir

Udi ve bestekar Cahit Gözkan'ın Çiftehavuzlar'daki dergahında iki haftada bir cuma günleri yapılan müzikli toplantılara kimler gelmezdi ki. Safiye Ayla, Müzeyyen Senar, Semahat Özdenses, İnci Çayırlı, Cinuçen Tanrıkorur, Ferit Tan, Mualla Gökçay, Fahrettin Çimenli, Niyazi Sayın, Mithat Özyılmazel, Münip Utandı, Adnan Mungan... ve daha nice bestekar, ses ve saz üstatları...
Ünlü şair ve güfte yazarı Cansın Erol'la da ilk defa bundan 15 yıl kadar önce bu toplantıların birinde tanıştım.
Güneşin battığı yerde
Cansın Erol'u, müzik ve edebiyatımızda son yılların en başarılı şair ve güfte yazarlarından biri olarak gösterebiliriz. Nasıl Saadettin Kaynak Vecdi Bingöl ile, Selahattin Pınar da Mustafa Nafiz Irmak ile ayrılmaz ikililer oluşturmuşlarsa, Cansın Erol da Selahattin İçli'nin vazgeçemediği şairlerden biridir. Bu ikiliye ses sanatçısı olarak Ahmet Özhan'ı da mutlaka eklememiz gerekir, çünkü bu şarkıların çoğunu ilk defa onun sesinden dinledik, onun sesinden sevdik.
Cansın Hanım'ın ilk bestelenen şiiri kürdilihicazkar makamındadır. 1980 yılında bestelenen bu şarkı bence Selahattin İçli'nin de en güzel, en yürek yakan şarkılarından biridir.

Güneşin battığı yerde
Bir dönülmez ufka gittin
Beni böyle dertli garip
Bitkin bıraktın
Gittiğin gün gibi sessiz
Seninle doluyum sensiz
Yalnız bıraktın
***
Zaman hiç geçmemiş gibi
Sensiz yaşanmamış gibi
Sana geleceğim
Dudağında yarım kalan
Hazin hüzzam şarkılardan
Yanmış geleceğim
***
Yaşamaktan başka söyle
Aramızda fark mı kaldı
Cansın derdin can mı kaldı
Duman olup geleceğim

Hüzün zaman zaman deli dalgalarla gelir
Sonraki yıllarda şarkılar peş peşe gelmeye başladı. Cansın Erol yazıyor, Selahattin İçli besteliyor ve Ahmet Özhan da söylüyordu. Bunlar günümüzde de ilk günkü heyecanı ile, ilk günkü tazeliği ile hala dillerde, hala gönüllerde olan şarkılar... Ve inanıyorum ki, dünya döndüğü sürece de bu şarkılar çalınacak, söylenilecek ve dinlenecek...
İşte o dönemin unutulmaz şarkılarından bazıları. Cimri mi cimri bu gönül eğer severse / Hoş geldin gönül bahçeme bahar yüzlüm hoş geldin / Aşkın rengi varsa eğer sen beyazsın / Ne zaman başlar bilinmez, hangi saat hangi mekan / Gece gözlüm nerden çıktın karşıma / Hiç tatmadım böyle duyguyu, içimdeki derya durgun / Eski şarkıları çoktan bıraktım, yepyeni ümitler gel diyor...
Ve elbette, hüzün! Hüznü anlatan şiirlerin ve şarkıların en muhteşemlerinden biri. Melodiyle sarmaş dolaş olup gönlümüze giren, yüreğimizde eriyen mısralar.
Hüzün zaman zaman deli dalgalarla gelir
Gönlümün kıyısına vurur.
Aşınan kayalar gibi ruhum,
Suskun, yorgun, öylece durur.
Islak kumlara yazılmış hikayeler,
Ummana karışır silinir yavaş yavaş,
Her dalga ömrümden bir şeyler koparır.
Ağır ağır sönen gönlüm,
Sakin koyları özler
Son kum tanesi olana kadar.
Hüzün zaman zaman deli dalgalarla gelir
Gönlümün kıyısına vurur.
Son kum tanesi olana kadar.

Eurovision şarkıları
Selahattin İçli - Cansın Erol birlikteliği Eurovision Şarkı Yarışması' nda da devam etti. İşte, Ayşegül Aldinç' in seslendirdiği 1980'li yıllara ait o güzel şarkılar... Heyecan (Günaydın Duygularımın Sabahı) / Merhaba Ümit Merhaba / Hasret (Bir yer olmalı, bir yol olmalı, bir can olmalı...)

Seneler ne olur üstüme gelmeyin
Cansın Erol'un şiirlerinden duygulanan ve onları notalarla şarkı haline dönüştüren tek bestekar Selahattin İçli değil... Semahat Özdenses, Rüştü Eriç, Ünal Ensari, Zeynettin Maraş, Erdinç Çelikkol, Sabri Süha Ansen, Bilge Özgen, Erdoğan Berker... gibi birçok bestekar, şairimizin şiirlerini bestelemişlerdir.
İşte bunlardan biri, Erdoğan Berker' in hicaz şarkısı:
Seneler ne olur üstüme gelmeyin
Saatler yavaş biraz, günleri bitirmeyin.
Bunca yıl geldi geçti, söyleyin
ne anladım?
Mazideki günleri daha tam yaşamadım.
Sanki ömrüm takvimden koparılan
yapraklar
Yırtıp atılacak o güzelim sayfalar.
Batan güneş, uzun gece, niye böyle zalimsiniz?
Bir zamanlar en güzel duyguları yaşatan sizlerdiniz.
Kalbim zamanla yarışırdı evvelden,Şimdi bendeki hüzün, bendeki yorgunluk neden?
Seneler ne olur üstüme gelmeyin,
Saatler yavaş biraz, ömrümü bitirmeyin,
Saatler yavaş biraz, ömrümü bitirmeyin...
Bestekar ve ressam
Cansın Erol
Cansın Erol, şair ve güfte yazarı olarak ün kazanmıştır, ama TRT repertuarına kabul edilmiş olan besteleri de vardır, yani sayısı çok az olan kadın bestekarlarımızdan biridir aynı zamanda.
Gölde akşam, suda mehtap, bende aşkın
ne güzeldir
Yeşil yaprakta, yağmur toprakta, ismin
dudakta ne güzeldir
Yeşil gözünde, sevda sözünde, yanmak
özünde ne güzeldir
Kalpten vermez, sana ermek, sevmek sevilmek, ah ne güzeldir.
Ben Cansın Erol'un dost meclislerinde, hüzünlü, kavruk sesiyle şiir okuması ve şarkı söylemesinden de heyecan duyarım. Şiirleri gibi, okuduğu şarkılarla da insanın içini yakar.
Kız Teknik Resim ve Konfeksiyon Okulu mezunu olan Cansın Hanım'ın bir diğer özelliği de ressam olmasıdır. Onun bize hediye ettiği bir tablosu evimizin en değerli, en güzel süslerinden biridir. O resme baktıkça onu hatırlar, sesini, şiirlerini duyar gibi olur ve onun şarkılarını mırıldanırım.

Cansın Erol'un şiir hanesi
Yazımızı şair Halil Soyuer' in sözleriyle bağlayalım:
''... Şair anasından şair olarak dünyaya gelir. Şair olunmaz, şair doğulur. Cansın Erol da anasından şair olarak dünyaya geldiği için şiir yazıyor ve şiiri başının üstünde bir taç gibi taşıyor. Cansın Erol'un içindeki duygu seli, zaman zaman gözlerindeki bakışları da etkiler. İşte böyle anlarında Cansın Erol adeta bakışlarıyla şiir yazan şairdir. Onun bu duygusal hallerini yakından tanıyanlar bilirler ki Cansın Erol' un elleri gerçek şiirin hep yakasındadır. Onun için yakaladığını yazmak, yazdığını yakalamaktan daha kolaydır.''


Yorumlar (3) | 07 Mart 2007 | HAKKIMDA

Diyorum ki

Diyorum ki,zamanı geri döndürsem.
On sekiz yaşında olsam yine.
Güneş akşamla içimde yok olmasa,
Mehtap gönlümde sabahlasa.
Dünyayı kucaklasam sıkı,sıkı,
Gözlerimde yaksam yine binlerce yıldızı.
Sevgi,merakla baksam,her şeye
Kahkahaları düşürsem yerlere.
İçim kıpır,kıpır,filizlense umutlar,
Benden uzakta oynaşsa,yağmurlu bulutlar.
Önümdeki yılları saymaya,parmaklarım yetmese,
Hep sevsem,sevilsem de hasretle bitmese.
O zaman tattığım hazlardan bir demet yapsam,
Ve ilk sevgilinin gözlerinde kendime baksam.
Dünya yine öyle pembe görünse.
Mutlu olurmuyum acaba,zaman tersine dönse....
 

Cansın Erol

Yorum Ekleyin | 07 Mart 2007 | ŞİİRLER

Düşünce gezileri(2)

Ben hiç günlük tutmadım.O anı sabitleştiren,gülen,somurtan,toplu yalnız çekilen resimlere de tarih atmadım. Şiirlerime de..Zaman akıp gidiyor dediğimizde,aslında zamanın yerinde durduğunu,bütün canlı varlıkların,sonsuz bir dönüşümle akıp gittiğini düşündüm.İnsan bir düşünce şaheseri,aynı zamanda çelişkiler yumağı.Sevgi denilen büyülü duyguyu yaşayan,yaşatan,ya da onu acımasızca yok eden.Ölümün mutlak olduğunu bilen,ama bir ölümlüyü dünyaya getirmenin mutluluğunda büyüyen,sonra da ölüme ağlayan..yine insan. Seven,öldüren,savaşan,icatlar yapan,insanı insanlaştıran ya da alabildiğine küçülten faniler.
Yapmak istediğimiz,gerçek olmayan bir dünyada,kalıcı bir şeyler bırakmak,ve bir zamanlar bende vardım diye yaşama damga basmakmı..Yoksa insani duygularla sonsuzluğu yakalama çabası mı..
Şimdi duvarları belki de iki yüz senelik bu yaşlı binanın bir odasın da kendimle başbaşayım. Yıllar önce sırf o istiyor diye duygularımı,özlemimi binlerce taşın altına gömüp,ellerimle gurbete yolladığım oğlumun evindeyim.
Yıllar,ayrılıklar bana hüznü hasreti,yakarak tattırdı ama,sevdiklerime uzakta da olsalar yakın olduğumu öğretti.Sevdiklerime değil,sevgilerime sahip olmayı da..Ölümün dışındaki bütün ayrılıklar,kavuşmanın sevincini yaşatan mutluluklardır..
Çocukları ve gençleri hep sevdim.Onlar yalın,oldukları gibi ve temizdirler.Onları bozan gencecik yüreklerini,beyinlerini kirleten,birbirine vurduran,yok eden kocaman insanlar değil mi..

Özlediğim o çocuk yok,nerede,
Dudaklar sahte gülüşler de artık,
Özlediğim serap mı yoksa hayal mi,
Büyümüş bütün çocuklar,adam olmuşlar yazık..
İkisi İtalyan biri Türk üç genç insan bu evde,bir çatının altında,dış dünyanın kavgalarına,hırslarına inat,sevgiyi,hoşgörüyü bir güneş gibi gönüllerine koyupbu soğuk duvarlı evi sıcacık bir yuva yapmışlar.
Ruhumda ki korku,telaş,yorgunluklar,din,dil insan ayırımı yapmadan bir bütün olmuş bu dostluk,arkadaşlık şarkısında yok olup gitti.Kısa bir süre için de olsa..
Savaş,kavga,açlık dolu bir dünya da bana ümit kapılarının tılsımlı anahtarını veren güzel çocuklar..
O esmer şehirden,gri taş duvarlı kocaman evden ayrılalı çok oldu.
Ayrılık bir ahtapot gibi yüregimin her zerresini sarsa da,aynı yürek ümit ışıklarıyla pırıl,pırıl.ve mutlu.
Çünki biliyorum sevgi yaşamda ki en kısa yoldur.
 

Cansın Erol

 
Yorum Ekleyin | 07 Mart 2007 | HİKAYELER
Ara
Sanat ve sevgi kalpten kalbe giden en kısa yolmudur
Evet
Hayır
bilmiyorum