Selahattin İçli de gitti...
EĞER Türk musikisini, "alaturka"yı severseniz, hele Emel Sayın'dan "Zeytin Gözlüm" şarkısını dinlerseniz, Dr. Selahattin İçli'yi mutlaka anmalısınız. Hüceste Aksavrın'ın bu güftesini, geçenlerde kaybettiğimiz. Selahattin İçli bestelemiştir: "Zeytin gözlüm özlem ektim yollara/Rast gelirsen, halimi sor onlara/Gül kurusu akşamlar senden yana/Zeytin gözlüm uzaklarda işin ne/Şarkıları düşürürüm peşine." Hüseyni/sofyan makamındaki bu şarkının bestekârı, rahmetli Selahattin İçli'dir. Ya Ahmet Özhan'dan "Sonbahar Vurgunu"nu dinlerken birden ürperdiğinizi anlamaz mısınız? Cansın Erol'un güftesini, yine Selahattin İçli kürdi/softan makamında bestelemiştir. "Aşk ilkbaharsa bir meltemmiş/Yaz günleriyse tatlı sıcaklık/Çok yakarmış güneşin solgunu/Tanrım bu sonbahar vurgunu." *** TIP doktoru olan Selahattin İçli'nin 149 bestesi vardır, beste yaparken, makam, nota dışında, musiki üzerinde düşünmüştür. Mesela bestekâr kimdir, nasıl olmalıdır? "Bir bestekârın sahip olması gereken vasıflardan biri de hür düşüncesidir. Geçmişi özümsemek, günü değerlendirmek, ileri ufuklara koşmak, katı kuralcılığa asla taviz vermeden, benim için ne derler, ne düşünürler endişesine kapılmadan eser vermek... Zaman zaman isyankâr, cüretkâr, biraz gözü kara, ama hep yaratıcı olmak... ancak bunların hiçbiri bir bestekâra acayip olma hakkını vermez." *** MÜZİKLE uğraşanlar "prozodi" deyimini sık sık duymuşlardır. Prozodi, bir dilin vurgu, telaffuz, mana ve ahenk unsurlarını dikkate alarak en mükemmel besteyle uygulamasıdır. Burada hareket noktasının doğru olanı, özellikle konuşma dilinin müziğe aksetmesidir... Böyle diyen merhum İçli, "Bir bestekârın evvela kendi kültür dilini çok iyi konuşabilmesinin vazgeçilmez olduğudur. Kendi kültür dilini -bir zamanlar İstanbul Türkçesi idi- bilen ve bizzat kullanan bir besteci için başka prozodi kuralına ihtiyaç kalmaz" diye de ekler. *** YABANCI bir besteye Türkçe söz yazmak, ya da önce müziği notaya dökmek sonra söz oturtmak... Çok sık rastlarız bu örneklere... Rahmetli Dr. İçli bunlara karşıdır: "Bir yabancı besteye Türkçe söz yazmak yanlıştır ve birçok örneği görüldüğü gibi kötü sonuç verir. Önce müziği yazarak, sonradan söz oturtmak da büyük bir hatadır. Şiirden hareket etmemiş beste ne mana ne de dil prozodisine uyum sağlamaz. Bu tarz, hafif müzik alanımızda maalesef dilimize ihanet eden şarkıların yıllarca yayılmasına sebep olmuştur. Günümüzde ise bir felaket halinde devam etmektedir." Merhum bu düşüncelerini 1997'de söylemiştir, şimdi yıl 2006, dokuz yıl geçmiş, acaba felaket ne durumda?
h.pulur@milliyet.com.tr
|
|