Ne çıkar ateşböceği sansalar bizi.
Düşünüyorum da, Sanırım en büyük korkumuz olduğumuz gibi görünmek. Yumuşacık kalbimizin fark edilmesi, Naif yönlerimizin keşfedilmesi, Cesaretsizliğimizin anlaşılması, Korkularımızın paylaşılması Sanki zarar göreceğimizin en büyük işareti. Kabuklarımızın altında kendimizi saklamakta ne kadar da ustayız. Ve ne kadar güçlü korunuyoruz, kalkanlarımızın ardında. Hissedilmeden, el değmeden, sevgimizi göstermeden. Deniz minareleri, midyeler. Kirpiler ve kaplumbağalar gibi. Sahi koruyor mu bizi çatlamamış sert kabuk? Kimse incitemiyor mu duygularımızı, inançlarımızı, benliğimizi? Yoksa zarar mi veriyor bu ürkeklik, bu kabuk bize? Hissettiklerimizi gölgeliyor, yansıtmıyor mu gerçek kimliğimizi? Duygularımızı bastırıyor, el ele tutuşmamızı engelliyor mu? Eğer bir yıldız gibi ışıl ışılsam ve bir yıldız kadar parlak. Ne çıkar ateşböceği sansalar beni.? Belki en hoyrat yürek bile ateşböceğinin O uçucu, masum, sevimli çocuksuluğuna el kaldırmaya kıyamaz? Güçlü kapıların arkasına kilitlemesem kendimi, Korkaklığımı, sevgi isteğimi En insani yönlerimi kayıtsızca sunabilsem Bu sert kabuğun ağırlığından kurtulup Bir kuş gibi uçacağım özgürce. Anlaşılacağım ve bir ayna gibi yansıyacağım karşımdakine. O da çözülecek belki. Samimi ve güvenliksiz, silahız biriyle göz göze gelince. Oysa bir görebilsek bunu. Kalmadı böyle insanlar demesek. Güven duygusuna bu kadar muhtaç olmasak. Kırılmaktan korkmasak. Yaralansak. Ne olur bir darbe daha alsak. Yeniden açsak kendimizi, atabilsek kabuğu. Denesek. Risk alsak. Yanılsak. Fark etmez. Tekrar, tekrar bıkmadan denesek. Ve kucaklaşsak yeniden. Tıpkı eskisi gibi. Ne olduğunu anlayamadığımız o 15 yıldan öncesi gibi. O zaman fark edeceğiz. Ne kadar özlediğimizi birbirimizi. Neler biriktirdiğimizi, kaybolan değerlerimizi ne kadar özlediğimizi. Beraber geldik beraber gidiyoruz oysa. Vakit az, paylaşmak, sarılmak için. Yaşadığımız coğrafya zor, şartları ağır. Yüreği daha fazla küstürmemek lazım. Sırtımızda ağır küfeler, her gün katlanan. Ve koşullar bir türlü düzelmeyen. Sevgiye çok ihtiyacımız var. Ufukta kara bir kış görünüyor. Ancak birbirimize sokularak atlatırız o günleri. Kırın o sert, o ağır kabuklarınızı. Kurtulun bu yükten. Korumuyor o kabuklar, aksine zarar veriyor bize. Yalnızlığa mahkum ediyor bizleri. Hem hepimiz bir yıldızız. Ne çıkar ateşböceği sansalar bizi.
Rabindranath Tagore
|
Osho diyor ki!
İçsel sesine daha fazla güvendikçe, bu ses daha açık ve daha yüksek olacaktır. Ve bu sese daha fazla güvendikçe ve ona göre hareket ettikçe, bir süre sonra, herhangi bir şey hakkında düşünmeye bile gerek olmadığını göreceksin
Tanrı, işaretler vermeyi ve ne yapılması gerektiğini söylemeyi sürdürüyor fakat bunu fısıldayarak yapıyor Doğru olan bu. O bağırmaz. Ve biz çok fazla gürültü içinde olduğumuz için bu fısıltıları duyamıyoruz. Tanrının sesi olan iç sesinizi dinleyin
Ve yalnızca dinlemekle kalmayın, ona göre davranın. Adanmışlıkla, onunla birlikte hareket edin.
İç sesinize göre davranmaya başladığınızda, bazen bu çok fazla riskli olacaktır, fakat bu riski alın çünkü nerede risk varsa orada yaşam vardır, nerede risk varsa orada gelişme vardır. Tehlikeli biçimde yaşa. Eğer bu ses 'şunu yap' diyorsa onu yapın ve sonuçlar hakkında canınızı fazla sıkmayın. Başka hiçbir şeyin bir önemi yok.
Ve bazen zihniniz bunun çok fazla olduğunu söyleyecektir bunun hakkında düşünün.
Eğer düşünürseniz, iç sesiniz kaybolacaktır.
Düşünürken kaybolur. Düşünmeyin. Davranın. Ve her bir hareketinizin sizi bu sese daha çok yaklaştırdığınızı göreceksiniz. Ve bu sese göre birkaç kere hareket ettiğinizde ve sesin sizi daima doğru yere götürdüğünü gördüğünüzde, içinizde herhangi bir şüphe kalmayacaktır. Ve düşünmek artık ortadan kalkacaktır.
Düşünmek iç sesin yerine geçen bir şeydir.
Tanrının nasıl dinleneceğini unuttuğumuz için düşünmek zorunda kaldık.
Farkındalık içindeki gerçek bir kişinin düşünmeye ihtiyacı yoktur. Tanrı ona her ne zaman, her neye ihtiyaç duyuyorsa vermeye devam ediyordur.
|
Prof. Dr. Selahattin İçli yaşamını yitirdi. “Hüzün Zaman Zaman Deli Dalgalarla Gelir “ demişti müziği ile, şimdi ölüm haberiyle çöktü yüreğimize hüzün. Sevgiyle, saygıyla anıyoruz.
Yaprak Dergi
|
|
Niye,kime Bazen sorarlar ya, Kimi sevdik,neyi sevdik. Dünya da güzel ne varsa, Her şeyi sevdik. Anlatması zordur, Tek,tek,sayamazsın, Sen söyle soranlara, Biz dünyada,yalnız, Sevmeyi sevdik.... |
| |
|
Cansın Erol |
|
Ünlü yazar Shakespeare şöyle diyor; Insanların çoğu, Kaybetmekten korktuğu için sevmekten korkuyor, Düşünmekten korkuyor,sorumluluk getireceği için, Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için, Yaşlanmaktan korkuyor, gençliğin kıymetini bilmediği için , Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi bir şey vermediği için, Ve ölmekten korkuyor, aslında yaşamayı bilmediği için......
|
|
Üsküdar Belediyesi sanatsal faaliyetleri kapsamında, değerli Bestekar ve Devlet Sanatçısı Sayın Selahattin İÇLİ'yi Üsküdarlı sanatseverlerle buluşturdu. Sevilen eserlerinin yer aldığı bir repertuarla Altunizade Kültür ve Sanat Merkezi'nde yapılan konserin solistleri Melda KUYUCU ve Ümit COŞKUN'du. Bestekar ve Devlet Sanatçısı Selahattin İçli'nin hayatının anlatıldığı sinevizyon gösterimiyle başlayan programda bestelere güfteleriyle katkıda bulunan Cansın Erol başta olmak üzere birçok sanatçı dostu katıldı. Solistler Melda Kuyucu ve Ümit Coşkun sanatçının unutulmaz bestelerinden başta "Hüzün zaman zaman ve zeytin gözlüm" olmak üzere birbirinden güzel eserleri seslendirdiler. Gecede bir başka değerli sanatçı Mustafa Sağyaşar da sahne aldı. Üsküdar Belediye Başkanı Mehmet Çakır, Başkan Yardımcısı Hilmi Türkmen'in de ilgiyle takip ettiği programa Üsküdarlı sanatseverlerin yoğun ilgisi vardı.
|
Üsküdar Belediyesi sanatsal faaliyetleri kapsamında, değerli Bestekar ve Devlet Sanatçısı Sayın Selahattin İÇLİ'yi Üsküdarlı sanatseverlerle buluşturdu. Sevilen eserlerinin yer aldığı bir repertuarla Altunizade Kültür ve Sanat Merkezi'nde yapılan konserin solistleri Melda KUYUCU ve Ümit COŞKUN'du. Bestekar ve Devlet Sanatçısı Selahattin İçli'nin hayatının anlatıldığı sinevizyon gösterimiyle başlayan programda bestelere güfteleriyle katkıda bulunan Cansın Erol başta olmak üzere birçok sanatçı dostu katıldı. Solistler Melda Kuyucu ve Ümit Coşkun sanatçının unutulmaz bestelerinden başta "Hüzün zaman zaman ve zeytin gözlüm" olmak üzere birbirinden güzel eserleri seslendirdiler. Gecede bir başka değerli sanatçı Mustafa Sağyaşar da sahne aldı. Üsküdar Belediye Başkanı Mehmet Çakır, Başkan Yardımcısı Hilmi Türkmen'in de ilgiyle takip ettiği programa Üsküdarlı sanatseverlerin yoğun ilgisi vardı. Programın sonunda Başkan Mehmet Çakır sanatçılara ve Bestekar Selahattin İçli ye gecenin anısına bir teşekkür plaketi sundu. Profesör İçli'de Başkan Mehmet Çakır'a sanata yaptığı katkılardan dolayı teşekkür etti. | Programın sonunda Başkan Mehmet Çakır sanatçılara ve Bestekar Selahattin İçli ye gecenin anısına bir teşekkür plaketi sundu. Profesör İçli'de Başkan Mehmet Çakır'a sanata yaptığı katkılardan dolayı teşekkür etti. |
|
|
|
|
Gölde akşam Gölde akşam,suda mehtab Ben de aşkın,ne güzeldir.
Yeşil yaprakta,yağmur toprakta, İsmin dudak da,ne güzeldir
Kalpten vermek,sana ermek Sevmek ve sevilmek,ne güzeldir.
Deniz gözün de,sevda sözün de, Yanmak özün de,ne güzeldir..
Yeşil yaprakta,yağmur toprakta, İsmin dudak da ne güzeldir,ah ne güzeldir.... |
| |
|
Beste: Bilge Özgen
Cansın Erol |
|
|
Sen yoksun ya Sen yoksun ya, Boğazıma bir şeyler düğümlenir. İlmik,ilmik.. Görünmez bir yağmur yağar yüreğime, İnceden de incecik..
İçim nasıl üşür bilsen. İçimin yangını göklere çıkarken. Sen yoksun ya, Benim güneşim solar,gider erkenden..
Bir şarkıdır içim de, Özleminin buruk sesi, Sen yoksun ya, Çoktan tükendi inan nefesimin,nefesi |
| |
|
Cansın Erol |
| |
|
Güzel anam benim. Ceylan gözlüm,alçak gönüllüm. Biraz önce telefondaydın. Aramızdaki dağlara,ovalara of çektim. Yapay sınırları yaratan insanlara. Biraz kırgın geliyordu sesin, Belli ki incinmiş yüreğin. Boş ver anam , Güneş daha geç batıyor bu günlerde. Hani bahar geldi,kuşlar pencerende. Kırgın yürekli martılar bile, Daha bir şen sevişmekte. Genç mehmetçikler,teskere verip, Sevgililerine koşmakta belki de. Boş ver anam aldırma,seni incitenlere. İzin verme güzel gülüşünü donduranlara, Ellerim sevgi dolu ellerine hasret Ama sen varsın yüreğim de. Ne mutluluk varsa senden var bende. Boş ver anam hiç sıkma canını, Unutma seni kalbinde,göz yaşın da yaşatanları. Güneş daha geç batıyor şu sıralar, Gök yüzü daha bir al,daha duygulu, Sevenler daha aşık,çocuklar neşeli, Tat ruhunla mevsimin güzelliğini. Sen ki hayat verdin üç cana, Sen ki savaştın yıllarca bir başına. Sen ki kalbimizde yaşayanımızsın bizim, Yoldaşı en zor günlerimizin. Bir sigara yak deniz kıyısında. Benim için bir şarkı tuttur ağırdan,ağırdan, Eskiden aşımızı pişirirken söylediklerinden, Sana çoğalır sevgiler sevdiklerinden. Onun için boş ver anam.....
|
Anam benim Sevgileri bırakıp uzaklarda olmak, Kalbe hiç koymamıştı bu kadar. Sevgi her yerdedir derdin anam, Ak ak yüreğmizde Benim yürek ikiye bölünmüş, Yarısı burada,yarısı İstanbul;a dönmüş. yüreğimin ikilemini, Hiç hissetmemiştim bu kadar, Ağlamayı arzulamamıştım böylesine, Şiir yazmayı da,anıları da. Seviyorum anam,bir seni bir sevgilimi, Bir de insanlığı,doğayı. Hepinizi bu kadar sevdiğimi, Anlamamıştım anam. Bu gün ki kadar, Hiç bu kadar
Murat erol Torino mektupları
|
|
|
Kapattık kapılarımızı dostlarımıza
Mesafeler koyduk araya
Bir merhaba demek için, girmeleri gerekti sıraya...
Bize çok ihtiyaçları olduğu an Mesguldük,
Not bıraksınlardı, sonra arardık, baska zaman...
Sınavdan en iyi notu aldıklarında, gözlerindeki pırıltıyı göremedik,
Bir küçücük armagan veremedik.
Canları yandığında, bize koşamadılar nefes nefese,
Ne kadar hasrettiler bir dost sese!
Görüsürüz; ya salı, ya çarsamba günü, diye diye kaçırdık nisanı, düğünü,
Paylasamadik o en çoskulu anlarını, sevecegimiz yanlarını.
Hayat denen suyun akısında, birlikte çaglayamadik,
Ölümlerini bile geç duyduk da, vaktinde aglayamadık...
Bu hikaye hem acı, hem uzun,
Selam vermeden geçiyoruz artık yanından komsumuzun.
Bahanelerle etrafımızı sardık
Oysa biz, biribirimiz için vardık,
Adına huzur dedik, iş dedik, can cana olmaktan vazgeçtik, .. yalnızlığı seçtik.
Herkes bir yalana kandı,
Ne olursa olsun sebep, aslinda KAPILAR hep, kendi üstümüze kapandı!
|
|
|
|
Hüzün Hüzün zaman zaman deli dalgalarla gelir Gönlümün kıyısına vurur Aşınan kayalar gibi ruhum yorgun suskun öylece durur Islak kumlara yazılmış hikayeler Ummana karışır silinir yavaş yavaş Her dalga ömrümden bir şeyler koparır Ağır ağır sönen gönlüm sakin koyları özler Son kum tanesi olana kadar Hüzün zaman zaman deli dalgalarla gelir Gönlümün kıyısına vurur Son kum tanesini alana kadar |
| |
|
Beste: Pr Dr Selahaddin İçli Güfte: Cansın Erol |
|
|
Güneşin battığı yerde Güneşin battığı yerde bir dönülmez ufka gittin Beni böyle dertli garip bitkin bıraktın Gittiğin gün gibi sessiz Seninle doluyum sensiz yalnız bıraktın
Zaman hiç geçmemiş gibi Sensiz yaşanmamış gibi Sana geleceğim Dudağında yarım kalan Hazin hüzzam şarkılardan yanmış geleceğim
Yaşamaktan başka söyle Aramızda farkmı kaldı cansın derdin can mı kaldı Duman olup geleceğim |
| |
|
Beste:Pr.Dr.Selahaddin İçli Güfte:Cansın Erol
|
|
Dr.Ahmet Rasim Küçükusta Hüzün zaman zaman deli dalgalarla gelir
Udi ve bestekar Cahit Gözkan'ın Çiftehavuzlar'daki dergahında iki haftada bir cuma günleri yapılan müzikli toplantılara kimler gelmezdi ki. Safiye Ayla, Müzeyyen Senar, Semahat Özdenses, İnci Çayırlı, Cinuçen Tanrıkorur, Ferit Tan, Mualla Gökçay, Fahrettin Çimenli, Niyazi Sayın, Mithat Özyılmazel, Münip Utandı, Adnan Mungan... ve daha nice bestekar, ses ve saz üstatları... Ünlü şair ve güfte yazarı Cansın Erol'la da ilk defa bundan 15 yıl kadar önce bu toplantıların birinde tanıştım. Güneşin battığı yerde Cansın Erol'u, müzik ve edebiyatımızda son yılların en başarılı şair ve güfte yazarlarından biri olarak gösterebiliriz. Nasıl Saadettin Kaynak Vecdi Bingöl ile, Selahattin Pınar da Mustafa Nafiz Irmak ile ayrılmaz ikililer oluşturmuşlarsa, Cansın Erol da Selahattin İçli'nin vazgeçemediği şairlerden biridir. Bu ikiliye ses sanatçısı olarak Ahmet Özhan'ı da mutlaka eklememiz gerekir, çünkü bu şarkıların çoğunu ilk defa onun sesinden dinledik, onun sesinden sevdik. Cansın Hanım'ın ilk bestelenen şiiri kürdilihicazkar makamındadır. 1980 yılında bestelenen bu şarkı bence Selahattin İçli'nin de en güzel, en yürek yakan şarkılarından biridir.
Güneşin battığı yerde Bir dönülmez ufka gittin Beni böyle dertli garip Bitkin bıraktın Gittiğin gün gibi sessiz Seninle doluyum sensiz Yalnız bıraktın *** Zaman hiç geçmemiş gibi Sensiz yaşanmamış gibi Sana geleceğim Dudağında yarım kalan Hazin hüzzam şarkılardan Yanmış geleceğim *** Yaşamaktan başka söyle Aramızda fark mı kaldı Cansın derdin can mı kaldı Duman olup geleceğim
Hüzün zaman zaman deli dalgalarla gelir Sonraki yıllarda şarkılar peş peşe gelmeye başladı. Cansın Erol yazıyor, Selahattin İçli besteliyor ve Ahmet Özhan da söylüyordu. Bunlar günümüzde de ilk günkü heyecanı ile, ilk günkü tazeliği ile hala dillerde, hala gönüllerde olan şarkılar... Ve inanıyorum ki, dünya döndüğü sürece de bu şarkılar çalınacak, söylenilecek ve dinlenecek... İşte o dönemin unutulmaz şarkılarından bazıları. Cimri mi cimri bu gönül eğer severse / Hoş geldin gönül bahçeme bahar yüzlüm hoş geldin / Aşkın rengi varsa eğer sen beyazsın / Ne zaman başlar bilinmez, hangi saat hangi mekan / Gece gözlüm nerden çıktın karşıma / Hiç tatmadım böyle duyguyu, içimdeki derya durgun / Eski şarkıları çoktan bıraktım, yepyeni ümitler gel diyor... Ve elbette, hüzün! Hüznü anlatan şiirlerin ve şarkıların en muhteşemlerinden biri. Melodiyle sarmaş dolaş olup gönlümüze giren, yüreğimizde eriyen mısralar. Hüzün zaman zaman deli dalgalarla gelir Gönlümün kıyısına vurur. Aşınan kayalar gibi ruhum, Suskun, yorgun, öylece durur. Islak kumlara yazılmış hikayeler, Ummana karışır silinir yavaş yavaş, Her dalga ömrümden bir şeyler koparır. Ağır ağır sönen gönlüm, Sakin koyları özler Son kum tanesi olana kadar. Hüzün zaman zaman deli dalgalarla gelir Gönlümün kıyısına vurur. Son kum tanesi olana kadar.
Eurovision şarkıları Selahattin İçli - Cansın Erol birlikteliği Eurovision Şarkı Yarışması' nda da devam etti. İşte, Ayşegül Aldinç' in seslendirdiği 1980'li yıllara ait o güzel şarkılar... Heyecan (Günaydın Duygularımın Sabahı) / Merhaba Ümit Merhaba / Hasret (Bir yer olmalı, bir yol olmalı, bir can olmalı...)
Seneler ne olur üstüme gelmeyin Cansın Erol'un şiirlerinden duygulanan ve onları notalarla şarkı haline dönüştüren tek bestekar Selahattin İçli değil... Semahat Özdenses, Rüştü Eriç, Ünal Ensari, Zeynettin Maraş, Erdinç Çelikkol, Sabri Süha Ansen, Bilge Özgen, Erdoğan Berker... gibi birçok bestekar, şairimizin şiirlerini bestelemişlerdir. İşte bunlardan biri, Erdoğan Berker' in hicaz şarkısı: Seneler ne olur üstüme gelmeyin Saatler yavaş biraz, günleri bitirmeyin. Bunca yıl geldi geçti, söyleyin ne anladım? Mazideki günleri daha tam yaşamadım. Sanki ömrüm takvimden koparılan yapraklar Yırtıp atılacak o güzelim sayfalar. Batan güneş, uzun gece, niye böyle zalimsiniz? Bir zamanlar en güzel duyguları yaşatan sizlerdiniz. Kalbim zamanla yarışırdı evvelden,Şimdi bendeki hüzün, bendeki yorgunluk neden? Seneler ne olur üstüme gelmeyin, Saatler yavaş biraz, ömrümü bitirmeyin, Saatler yavaş biraz, ömrümü bitirmeyin... Bestekar ve ressam Cansın Erol Cansın Erol, şair ve güfte yazarı olarak ün kazanmıştır, ama TRT repertuarına kabul edilmiş olan besteleri de vardır, yani sayısı çok az olan kadın bestekarlarımızdan biridir aynı zamanda. Gölde akşam, suda mehtap, bende aşkın ne güzeldir Yeşil yaprakta, yağmur toprakta, ismin dudakta ne güzeldir Yeşil gözünde, sevda sözünde, yanmak özünde ne güzeldir Kalpten vermez, sana ermek, sevmek sevilmek, ah ne güzeldir. Ben Cansın Erol'un dost meclislerinde, hüzünlü, kavruk sesiyle şiir okuması ve şarkı söylemesinden de heyecan duyarım. Şiirleri gibi, okuduğu şarkılarla da insanın içini yakar. Kız Teknik Resim ve Konfeksiyon Okulu mezunu olan Cansın Hanım'ın bir diğer özelliği de ressam olmasıdır. Onun bize hediye ettiği bir tablosu evimizin en değerli, en güzel süslerinden biridir. O resme baktıkça onu hatırlar, sesini, şiirlerini duyar gibi olur ve onun şarkılarını mırıldanırım.
Cansın Erol'un şiir hanesi Yazımızı şair Halil Soyuer' in sözleriyle bağlayalım: ''... Şair anasından şair olarak dünyaya gelir. Şair olunmaz, şair doğulur. Cansın Erol da anasından şair olarak dünyaya geldiği için şiir yazıyor ve şiiri başının üstünde bir taç gibi taşıyor. Cansın Erol'un içindeki duygu seli, zaman zaman gözlerindeki bakışları da etkiler. İşte böyle anlarında Cansın Erol adeta bakışlarıyla şiir yazan şairdir. Onun bu duygusal hallerini yakından tanıyanlar bilirler ki Cansın Erol' un elleri gerçek şiirin hep yakasındadır. Onun için yakaladığını yazmak, yazdığını yakalamaktan daha kolaydır.''
|
|
Diyorum ki Diyorum ki,zamanı geri döndürsem. On sekiz yaşında olsam yine. Güneş akşamla içimde yok olmasa, Mehtap gönlümde sabahlasa. Dünyayı kucaklasam sıkı,sıkı, Gözlerimde yaksam yine binlerce yıldızı. Sevgi,merakla baksam,her şeye Kahkahaları düşürsem yerlere. İçim kıpır,kıpır,filizlense umutlar, Benden uzakta oynaşsa,yağmurlu bulutlar. Önümdeki yılları saymaya,parmaklarım yetmese, Hep sevsem,sevilsem de hasretle bitmese. O zaman tattığım hazlardan bir demet yapsam, Ve ilk sevgilinin gözlerinde kendime baksam. Dünya yine öyle pembe görünse. Mutlu olurmuyum acaba,zaman tersine dönse.... |
| |
|
Cansın Erol |
|
|
Düşünce gezileri(2) Ben hiç günlük tutmadım.O anı sabitleştiren,gülen,somurtan,toplu yalnız çekilen resimlere de tarih atmadım. Şiirlerime de..Zaman akıp gidiyor dediğimizde,aslında zamanın yerinde durduğunu,bütün canlı varlıkların,sonsuz bir dönüşümle akıp gittiğini düşündüm.İnsan bir düşünce şaheseri,aynı zamanda çelişkiler yumağı.Sevgi denilen büyülü duyguyu yaşayan,yaşatan,ya da onu acımasızca yok eden.Ölümün mutlak olduğunu bilen,ama bir ölümlüyü dünyaya getirmenin mutluluğunda büyüyen,sonra da ölüme ağlayan..yine insan. Seven,öldüren,savaşan,icatlar yapan,insanı insanlaştıran ya da alabildiğine küçülten faniler. Yapmak istediğimiz,gerçek olmayan bir dünyada,kalıcı bir şeyler bırakmak,ve bir zamanlar bende vardım diye yaşama damga basmakmı..Yoksa insani duygularla sonsuzluğu yakalama çabası mı.. Şimdi duvarları belki de iki yüz senelik bu yaşlı binanın bir odasın da kendimle başbaşayım. Yıllar önce sırf o istiyor diye duygularımı,özlemimi binlerce taşın altına gömüp,ellerimle gurbete yolladığım oğlumun evindeyim. Yıllar,ayrılıklar bana hüznü hasreti,yakarak tattırdı ama,sevdiklerime uzakta da olsalar yakın olduğumu öğretti.Sevdiklerime değil,sevgilerime sahip olmayı da..Ölümün dışındaki bütün ayrılıklar,kavuşmanın sevincini yaşatan mutluluklardır.. Çocukları ve gençleri hep sevdim.Onlar yalın,oldukları gibi ve temizdirler.Onları bozan gencecik yüreklerini,beyinlerini kirleten,birbirine vurduran,yok eden kocaman insanlar değil mi..
Özlediğim o çocuk yok,nerede, Dudaklar sahte gülüşler de artık, Özlediğim serap mı yoksa hayal mi, Büyümüş bütün çocuklar,adam olmuşlar yazık.. İkisi İtalyan biri Türk üç genç insan bu evde,bir çatının altında,dış dünyanın kavgalarına,hırslarına inat,sevgiyi,hoşgörüyü bir güneş gibi gönüllerine koyupbu soğuk duvarlı evi sıcacık bir yuva yapmışlar. Ruhumda ki korku,telaş,yorgunluklar,din,dil insan ayırımı yapmadan bir bütün olmuş bu dostluk,arkadaşlık şarkısında yok olup gitti.Kısa bir süre için de olsa.. Savaş,kavga,açlık dolu bir dünya da bana ümit kapılarının tılsımlı anahtarını veren güzel çocuklar.. O esmer şehirden,gri taş duvarlı kocaman evden ayrılalı çok oldu. Ayrılık bir ahtapot gibi yüregimin her zerresini sarsa da,aynı yürek ümit ışıklarıyla pırıl,pırıl.ve mutlu. Çünki biliyorum sevgi yaşamda ki en kısa yoldur. |
| |
|
Cansın Erol |
| |
|
|
Malatya Musiki Derneği tarafından Prof. Dr. Selahattin İçli anısına konser düzenledi. İnönü Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezi Salonu'nda düzenlenen konsere, Vali Halil İbrahim Daşöz, 2. Ordu Komutanı Orgeneral Hasan Iğsız, Atatürk'ün Manevi Kızı Ülkü Adatepe, Belediye Başkanı Cemal Akın, Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Demirdağ, İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu, askeri ve mülki erkan, daire müdürleri ile çok sayıda davetli katıldı.
Türk müziğine büyük katkıları olan geçen yıl vefat eden ünlü bestekar Prof. Dr. Selahattin İçli'nin yaşamını anlatan slayt gösterisiyle başlayan konserde, Orçun Akgün yönetiminde koro İçli'nin eserlerini seslendirdi. Konserde, şair Cansın Erol bestekar İçli'nin eserlerinden sunduğu örneklerle davetlilere şiir dinletisi sundu.
Malatya Musiki Derneği Başkanı Mehmet Tunç Yıldırım yaptığı konuşmada, sanata destek verilmesini isteyerek, konseri düzenlerken katkı sağlayan kurum ve kuruluşlara teşekkür etti.
Konserin sonunda, Vali Halil İbrahim Daşöz, 2. Ordu Komutanı Orgeneral Hasan Iğsız, Belediye Başkanı Cemal Akın, İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu ile Atatürk'ün Manevi Kızı Ülkü Adatepe ve konserin katılımcılarına plaket ve çiçek sunuldu. |
| |
|
|
|