sanat ve sevgi kalbten kalbe giden en kısa yoldur
Trenden Anadolum
BİYOGRAFİ
Nisan 2007
PzrPztSaÇaPeCuCts
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
2930
Yıllık Arşiv
Son Fotoğraflar
Oğlum İtalyan arkadaşıyla Ani Harabelerinde
hAYATA BAKIŞ
YAVRU KEDİ
Işığa bakan kadın
Çiçekler
Trakya
KEKOVA
Rüyadaki ev
Anneanemin perdeleri
Ana Sayfa > Arşiv > Nisan 2007
Arşiv > Nisan 2007

Çık bir gece

Çık bir gece,yorguluklarının kapısından,
Hayalin de çam kokulu bir sahile uzan.
Aç kollarını gökyüzüne, binlerce yıldıza bak,
Sana göz kırpan.
Kim bilir kayan yıldızlardan biri de benim.
Bir dilek tut,inan hemen gönderirim.
İstersen yalnızlığa bir sigara yak,
Gece rengi hüzünleri uçup giden dumanına kat.
Acılar pişmanlıklar,hepsi geride kalsın,
Suda ki yakamozlar da yeni ümitler uyansın
Karanlığı,gölgeleri,bir an unut,
Uzat ellerini içinde ki güneşi tut.
Çık bir gece gerçeklerin kapısından
Hayalinde çam kokulu bir sahile uzan.......
 

Cansın Erol

 
Yorum Ekleyin | 30 Nisan 2007 | ŞİİRLER
ASIK OLMADAN BIR DÜSÜN
 
 
Evinin seni içine sigdiramayacak kadar dar oldugunu fark edeceksin...
Sokaga firlayacaksin... Sokaklar da dar gelecek... Tipki vücudunun yüregine
dar geldigi gibi...
Ne denizin mavisi açacak içini, ne piril piril gökyüzü...
Kendini tasiyamayacak kadar çok büyüyecek, bir yandan da kaybolacak kadar
küçüleceksin...
Birileri sana bir seyler anlatacak durmadan...
"Önemli olan saglik."
"Yasamak güzel."
"Bos ver, her sey unutulur."
Sen hiçbirini duymayacaksin...
Göz yaslarindan etrafi göremez hale geleceksin...
Ondan ölmesini isteyecek kadar nefret edecek, az sonra kollarinda ölmek
isteyecek kadar çok seveceksin...
Hep ondan bahsetmek isteyeceksin...
"Ölüme çare bulundu" ya da
"Yarin kiyamet kopacakmis" deseler basini
kaldirip Ne dedin?" diye sormayacaksin...
Yalniz kalmak isteyeceksin..
Hem de kalabaliklarin arasinda kaybolmak...
Ikisi de yetmeyecek...
Geçmişi düşüneceksin...
Neredeyse dakika dakika... Ama kötüleri atlayarak...
Onunla geçtigin yerlerden geçmek isteyeceksin... Gittigin yerlere gitmek...
Bu sana hiç iyi gelmeyecek...Ama bile bile yapacaksin...
Biri sana içindeki aciyi söküp atabilecegini söylese,kaçacaksin...
Aslinda kurtulmak istedigin halde, o aciyi yasamak için direneceksin...
Hayatinin geri kalanini onu düsünerek geçirmek isteyeceksin....
Aksini iddia edenlerden nefret edeceksin...
Herkesi ona benzetip... Kimseyi onun yerine koyamayacaksin...
Hiçbir sey oyalamayacak seni...Ilaçlara siginacaksin...
Birkaç saat kafani bulandiran ama asla onu unutturmayan.
Sadece bir müddet buzlu camin arkasindan seyrettiren...
Bütün sarkilar sizin için yazilmis gibi gelecek... Bogazin dügümlenecek,
dinleyemeyeceksin...
Uyumak zor, uyanmak kolay olacak...
Sabahi iple çekeceksin...
Bazen de "Hiç günes dogmasa" diyeceksin...
Ne geceler rahatlatacak seni ne gündüzler...
Ölmeyi isteyip, ölemeyeceksin...
 
 
Yorumlar (1) | 21 Nisan 2007 | YAZILAR

Bir bahçe kurulur gönülde,
Bütün çiçekleri aşktır sevgidir.
O zaman ne kavuran güneş vardır,
Ne donduran ayazlar bilinir.

Dünya kocaman ve parlak,
İnsan sanır ki ekseni benim,
Bir çift gözdedir mutluluk
Hayali vardır,sonsuza kadar sevmenin.

Sonra solar çiçekler bir,bir
Kurumuş toprak bulutlardan umut bekler.
Büker boynunu dallar,ayrılığın acısında,
Yine de su taşır,öpülesi yorgun eller

Yorum Ekleyin | 19 Nisan 2007 | ŞİİRLER

Bir damla yaş gözlerim de,
Okyanus olur seni düşününce
Yorgun kollarımla kulaç atarım,
Beni beklediğin sahillere...

Dudaklarımda tuzu denizin,
Kumu kayar ellerim de.
Sonra biter ufuk gerçeği bulurum,
Bir damla yaş gözlerim de, boğulurum

Yorum Ekleyin | 19 Nisan 2007 | ŞİİRLER
1943 Sinop doğumluyum.Öğretmen olan anne ve babamın öğretmenliği dolayısıyla,çocukluğum ve tahsil hayatım Ankara;da geçti.1962 de gümrük bakanlığı müfettişi Vural E rol;la evlenerek İstanbul,a geldik.Eşimi maalesef 1978 yılında kaybettim.Canımdan çok sevdiğim üç evladım ve biricik torunum hayat  kaynağım.
 erkek kardeşim ve eşi doktor. iki pırıl pırıl yeğenim var.
Çoçukluk anılarımı süsleyen ve belki de bu günlere gelmemde bilmeden etkileri olan iki kişi var Evimize sık,sık gelen rahmetli değerli şaiirimiz Orhan veli ve Nihal Atsız
 Kırk senedir müzik ve sanatın içindeyim Pr dr Selahaddin İçli tarafından 1980 senesinde bestelenen ilk şiirim Güneşin Battığı Yerde adlı eserdir.Aile dostum aziz bestekarımla ve sevgili eşiyle süren beste ve dostluk beraberliğimiz onu kaybedene kadar sürdü sürecek
   Hüzün-Sonbahar vurgunu-Gece gözlüm-Ne zaman başlar bilinmez-Cimri mi cimri müşterek eserlerimizden bir kaçı.
      1983 de Heyecan isimli eserle eurovision şarkı yarışmasında derecemiz var.Ayrıca çok kıymetli bir çok bestekarımız da yüze yakın eserimi besteledi.Merhum  sevgili Erdoğan Berkerin bestelediği Seneler Ne Olur Üstüme Gelmeyin şiirde bunlardan bir tanesi.
  Güneşin battığı yerde,Cansın Erol şiirler,Hayal Pencerem,ve Can sevmeyi sevdi adlı dört şiir kitabım var.
    Şiirin dışında hikayeler yazıyor,resim yapıyorum.Müzik de tutkum.
Yaşamım da iyi ki sanat var.Beni sizlere taşıyan paylaştıran ve tanımakla mutluluk duyduğum bütün güzel insanların önün de sevgi ve saygıyla eğiliyorum. bütün gönlümle
 
Saygılar CANSIN EROL
Yorumlar (2) | 16 Nisan 2007 | BİYOGRAFİ
Kurşunkalem gibiyiz, hatalarımız düzeltilebilirse de izlerini tümüyle yok edemeyiz. Geçmişi değiştiremeyiz ama düzeltme yoluna gidebiliriz.
*Kurşunkalem gibiyiz, acılarımız bizim kalem açacağımızdır. Yaşadığımız zorluklar kişiliğimizin biçimlenmesine yardımcı olurlar.
*Kurşunkalem gibiyiz, birisinin elimizden tutmasına izin verirsek çok şey yapabiliriz.
*Kurşunkalem gibiyiz, her fırsatta izimizi bırakabiliriz. Yaşamda var oluş nedenimiz budur, izimizi bırakmak. Belki küçük bir yolda, belki birlikte olduğumuz insanlarda, belki yetiştirdiğimiz insanlarda, ama kesinlikle arkamızda iz bırakmaya çabalamalıyız.
*Kurşunkalem gibiyiz, içimizde ne olduğu önemlidir. Anlayış ya da hoşgörüsüzlük, sevgi ya da şiddet, barış ya da huzursuzluk, nezaket ya da benmerkezcilik, umut ya da umutsuzluk, yüreklilik ya da korku, önemli olan içimizde ne olduğudur.
Şimdi yazı yazmak için elinize bir kurşunkalem aldığınızda, bir an için durun ve bu küçük yazı aracını düşünün. O, bize yaşam hakkında kimi önemli dersler öğretmektedir.


Steve Goodier

Kalem

Diksem ulu ağaç olurdu
Dertlerimden küçük bir fideyi
Büyür,büyür de dalları göğü bulurdu
Sonra fırtınalara karşı koyan gövdesini,
Feda ederdi zamanın kazmasına.
Dalları paramparça
Bir kalem olurdu elimde
Derdimi anlatmaya
 

Cansın Erol

Korku

Yaşam nedir ki,
Bir avuç mutluluk,
Acı ve hüzün...
Bir de hatıralar.
Ben korkmam ölümden,
Sevgisizlikten korktuğum kadar...
 

Cansın Erol

 
Yorumlar (1) | 14 Nisan 2007 | ŞİİRLER
2 kurt
Cherokee kabilesinin yaşlılarından biri torunlarına eğitim veriyordu. Onlara dedi ki:
İçimde bir savaş var. Korkunç bir savaş. İki kurt arasında:
Bu kurtlardan birisi; korkuyu, öfkeyi, kıskançlığı, üzüntüyü, pişmanlığı, açgözlülüğü, kibri, kendine acımayı, suçluluğu, küskünlüğü, aşağılık duygusunu, yalanları, yapmacık gururu, üstünlük taslamayı ve egoyu temsil ediyor.
Diğeri ise; zevki, huzuru, sevgiyi, umudu paylaşmayı, cömertliği, dinginliği, alçakgönüllülüğü, nezaketi, yardımseverliliği, dostluğu, anlayışı, merhameti ve inancı temsil ediyor.
Aynı savaş sizin içinizde de sürüyor ve diğer tüm insanların içinde. 
 

Çocuklar anlatılanları anlamak için bir dakika düşündüler ve içlerinden biri büyükbabasına "Hangi kurt kazanacak?" diye sordu.
Yaşlı Cherokee kısaca
cevapladı:






HANGİSİNİ BESLERSEN.......

Selahattin İçli’ye veda ettik
“Zeytin Gözlüm”, “Gül Açılsın Dudağında Gülüver”, “Hüzün Zaman Zaman Deli Dalgalarla Gelir”, “Ayrılık Var Çıkan Falda” gibi Türk Sanat Müziği eserlerinin ünlü bestekarı Prof. Dr. Selahattin İçli’nin (83) cenazesi, İstanbul’da toprağa verildi.

2 şeyyyyy
 
İki şey  insanı "nitelikli insan" yapar:
1 İradeye hakim olmak
2 Uyumlu olmak
İki şey "ekstra değer" katar :
1 Hitabet ve diksiyon eğitimi almak
2 Anlayarak hızlı okumayı öğrenmek
İki şey geri bırakır:
1 Kararsızlık
2 Cesaretsizlik
İki şey kaşif yapar:
1 Nitelikli cevre
2Biraz delilik
İki şey ömür boyu boşa kürek çekmemeni sağlar:
1 Baskın yeteneği bulmak
2 Cidden sevdiğin işi yapmak
İki şey başarının sırrıdır:
1 Ustalardan ustalığı öğrenmek
2 Kendini güncellemek
İki şey başarıyı mutlulukla beraber yakalamanın
sırrıdır:
1 Niyetin saf olması
2 Ruhsal farkindalik
İki şey milyonlarca insandan ayirir:
1 Sorunun değil çözümün parçası olmak
2 Hayata ve her şeye yeni
(özgün,orijinal,farklı)bakış acısıyla
yaklaşabilmek.
İki şey gelişmeyi engeller:
1 Aşırılık (mübalağa,abartı,ifrat,tefrit)
2 Felakete odaklanmış olmak
İki şey çözüm getirir:
1 Tebessüm (gülümseme,sırıtma veya kahkaha değil!)
2 Sukût (susmak)
İki sey"kalitesiz insan"ın özelliğidir:
1 Şikayetçilik
2 Dedikodu
İki şey çözümsüz görünen problemleri bile çözer:
1 Bakış acısını değiştirmek
2 Karsındakinin yerine kendini koyabilmek
İ ki şey yanlış yapmanı engeller:
1 Şahıs ve olayları akil ve kalp süzgecinden
geçirmek
2 Hak yememek

İki şey kişiyi gözden düşürür:
1 Demagoji (laf kalabalığı)
2 Kendini ağıra satmak (övmek,vazgeçilmez
 göstermek


İçimde ki gurbet

Güneş söner ya her akşam,
İçimi ateşler kavurur.
Sılama gitmek isterim,gidemem,
Gurbet benim gönlüm de oturur.

İnsanlar var,yanıbaşımda,
Bir çoğu benden uzakta,
Gülerler,söylerler,susarım,
Gurbet benim,kalbim de konuşur.

Arada yollar var bitmez,
Zaman,geçer,geçit vermez,
Gönül sevmekten hiç bıkmaz,
Kader gurbetle hep aynı kavşakta buluşur..

Olsun derim,sağlık var ya,
Herkese başka dert verir dünya,
Gece çöküp bir nebze uyuyunca,
Biter gurbet,sevenler sevilenlerle buluşur...
 

Cansın Erol

Yorum Ekleyin | 03 Nisan 2007 | ŞİİRLER

Çocuk

Gülün üstüne bir arı kondu.
Çocuk arıyı sevmeye koştu.
Arının bal yaptığını bilmiyordu,
Arı korktu,çocuğu soktu..

Çocuk bir daha güllere hiç dokunmadı....

Deniz mavi,berrak sanki sonsuzdu,
Çocuk girdi denize,suya dokundu,
Bir balık çocuğa çarptı,
Balık korktu,çocuk bilmiyordu.

Çocuk bir daha denize girmedi....

Köpek yavrularını emziriyordu.
Çocuk sevmek için koştu.
Uzattı elini,köpek havladı,
Köpek anneydi,çocuk bilmiyordu ağladı,

Çocuk bir daha köpeklere dokunmadı...

Çocuk küçüktü,annesi babası terketti,
Çocuk sevgi çocuk insan,emekti,
Hep insan aradı,insanlar acımadı,
Çocuk hep insanlarla beraber yaşadı...
 

Cansın Erol

 
Yorum Ekleyin | 03 Nisan 2007 | ŞİİRLER

Da Vinci'nin 7 Prensibi

 

1 CURIOSITA

Yaşama doymak bilmeyen bir merak ve öğrenmeyle     bağlı olmaktır.
Hiçbir konu, hiçbir dal ayrımı yapmaksızın, çevremizdekilerin düşünecek ve söyleyeceklerinden çekinmeden, merakımızı kaybetmeden sormak, araştırmak, öğrenmek gereklidir.

 

2 DIMASTRAZIONE

Bilgiyi deneme yolu ile test etme, sebatkârlık ve hatalardan ders alma arzusu anlamına gelir. Öğrenilen her şey mutlaka denenerek test edilmeli, doğruluğuna ondan sonra karar verilmelidir.

 

3 SENSAZIONE

Duyguların özellikle hayati deneyimlerin bir aracı olan görüşün devamlı olarak rafine edilmesi anlamına gelir. Müzik dinlemeli, resim çizmeli, müzeler gezmeli, kitap okumalıyız. Değişik yiyecek ve içecekler tatmalı, çevremizdeki her şeye dokunmalıyız.

 

4 SFUMATO

Belirsizliği, paradoksu ve kararsızlığı kucaklama arzusu anlamına gelir. Gelişen dünyada başarılı olmak için belirsizlikler altında çalışmaya alışmalıyız. Paradoksla karşılaştığımızda sükûnetimizi koruyarak etkili ve sağlıklı bir zihne sahip olabiliriz.

 

5 ARTE/SCIENZA

Bilim ve sanat, mantık ve hayal arasındaki dengenin geliştirilmesi anlamına gelir. Her insan doğuştan her türlü yeteneğe sahiptir.

 

6 CORPORALITA

Zarafet her iki eli de aynı şekilde kullanabilmenin fitresi ve dengenin sağlanması anlamına gelir. Başarı için kişinin öncelikle kendisiyle barışık olması gerekir. Bunu sağlayacak bir etken de insanın sağlıklı, zarif ve dengeli bir vücuda sahip olmasıdır. Bunun için kişinin sahip olduğu fiziki yapısını geliştirmesi gerekir. Bunu sağlamak amacıyla kişi; stresten uzak durmalı, zihnini şen tutmalı, dengeli bir beslenme yapmalı, uykusunu düzenli olarak almalı, zarafetine dikkat etmeli ve sağlığını korumalıdır.

 

7 CONNESIONE

Bütün olanların ve her şeyin ilişkisini anlamak ve değerlendirmek, sistemli düşünme anlamına gelir. Kısaca yaşadığımız her şeyi birbiriyle olan ilişkisini anlamaya çalışmalı, her şeyi bir arada
değerlendirmeliyiz.

 

Eski zamanlardı. Yolların olmadığı zamanlar... Demek ki fakirdi bizim gibi çoğunluk,bu nedenle tasinacak yuklere  talip olacak hamallar bulmak zor olmuyordu...
Hamalsan iki şey önemli oluyor senin için:
Yük ve yol...

Ancak sırtına aldığın yükle bu mesafeyi aşabilirsen, ücret mevzubahis oluyor. Aksi olursa, cereme çekiyorsun! Bunu düşünüyordum. Yanımdaki hamalla yola çıktık.

İhtiyardı. Kendinden büyük bir yük almıştı. Benim sırtımda ise birkaç bavul vardı sadece, onunkinin çeyreği...

Diyordum ki içimden "Çok gitmeden kıvrılırsa titreyen bacakları, yüklenirim sırtındaki yükün yarısını!.." Nitekim, çok geçmeden dedi ki:
"Mola vakti. Gel biraz dinlenelim!...

"Ne molası, dedim ona hayretle. Ben daha terlemedim!.." Sözüme aldırmadı. Durdu. Çöktü.

Salarken yükünün ipini "Sen de dinlen hadi" dedi. Benim canım sıkılmıştı bu işe.

Genç olduğumu, ondan kuvvetli olduğumu, bunun gibi bir bunakla yola çıkmamın ne büyük hata olduğunu düşünüyordum.

O ihtiyar, bir bacağını azıcık uzatmış halde sessizce dinleniyorken, ben huzursuz bir şekilde ayakta dolanıyordum.

Bir saat kadar sonra yine durdu, oturdu, dinlendi. Ben kızgınlıkla dolandım etrafında... "Yükünü indirip sen de dinlen", demesine aldırmadım, ona daha çok kızdım...

Sonra yine durdu. Bana da "dinlenmemi" söyledi yine ama dinlenmedim. Yarım saat sonra "dinlenelim mi" diye sordu, aksi aksi başımı salladım...
Kaçıncı molasıydı hatırlamıyorum, birden bire dizlerimin bağı çözüldü. Kafamın içinde uçuşan kara kara sinekler sustu, çöküp kaldım. Kayış kolumdan çıktı, sırtımdaki bavullar kaydı.

Ne kadar zaman geçtiğini fark etmedim. Uyumuştum da uyandım mı, yoksa bayılmıştım da ayıldım mı anlamadım... Baktım kendi kocaman yükünün üzerine benim bavullarımı da bağlamıştı. Küçük tasına birazcık su koyup dudağıma dayadı, içtim. Sonra koluma girerek;"Hadi kalk, dedi. Bana yaslan.

Ağır ağır gider ve bir süre sonra gene dinleniriz." Dediğini yaptım. Omzundan güç aldım, ama asıl anlattıkları iyi geldi bana. "Ben yılların hamalıyım, dedi. Nice pehlivan yapılı adamlar gördüm. Çoğu, dinlenmek istemediklerinden yükleriyle birlikte kendilerini de toprağa serdi sonunda... Yolda gördüğümüz saçılmış kuru kemiklerin çoğu,
anlattığım bu insanlara ait...

Halbuki bir yükü "taşımak" bizim işimiz, "altında ezilmek" değil!.. Unutma ki bir yük taşıdıkça ağırlaşır. Dinlenerek sen yükünü hafifletiyorsun! Belki günün birinde hamallığın şekli değişir. Belki o günleri ben göremem. Ama sen kavuşursan o zamanlara, aman ha, kafanın içinde de sakın yük taşıma... Akşamları bırak ve hafifle...
Sabah dinlenmiş olarak yeniden tekrar taşırsın yükünü. Bizim işimiz, bugünü yarına taşımak, bugünün altında yok olmak değil.

Çünkü yarınlarda bizi bekleyenler var, taşıdıklarımızı bekleyenler var...

 

Ara
Sanat ve sevgi kalpten kalbe giden en kısa yolmudur
Evet
Hayır
bilmiyorum