Yorum Ekleyin | 30 Nisan 2007 | ŞİİRLER | ||||
|
ASIK OLMADAN BIR DÜSÜN
Evinin seni içine sigdiramayacak kadar dar oldugunu fark edeceksin...
Sokaga firlayacaksin... Sokaklar da dar gelecek... Tipki vücudunun yüregine
dar geldigi gibi...
Ne denizin mavisi açacak içini, ne piril piril gökyüzü...
Kendini tasiyamayacak kadar çok büyüyecek, bir yandan da kaybolacak kadar
küçüleceksin...
Birileri sana bir seyler anlatacak durmadan...
"Önemli olan saglik."
"Yasamak güzel."
"Bos ver, her sey unutulur."
Sen hiçbirini duymayacaksin...
Göz yaslarindan etrafi göremez hale geleceksin...
Ondan ölmesini isteyecek kadar nefret edecek, az sonra kollarinda ölmek
isteyecek kadar çok seveceksin...
Hep ondan bahsetmek isteyeceksin...
"Ölüme çare bulundu" ya da
"Yarin kiyamet kopacakmis" deseler basini
kaldirip Ne dedin?" diye sormayacaksin...
Yalniz kalmak isteyeceksin..
Hem de kalabaliklarin arasinda kaybolmak...
Ikisi de yetmeyecek...
Geçmişi düşüneceksin...
Neredeyse dakika dakika... Ama kötüleri atlayarak...
Onunla geçtigin yerlerden geçmek isteyeceksin... Gittigin yerlere gitmek...
Bu sana hiç iyi gelmeyecek...Ama bile bile yapacaksin...
Biri sana içindeki aciyi söküp atabilecegini söylese,kaçacaksin...
Aslinda kurtulmak istedigin halde, o aciyi yasamak için direneceksin...
Hayatinin geri kalanini onu düsünerek geçirmek isteyeceksin....
Aksini iddia edenlerden nefret edeceksin...
Herkesi ona benzetip... Kimseyi onun yerine koyamayacaksin...
Hiçbir sey oyalamayacak seni...Ilaçlara siginacaksin...
Birkaç saat kafani bulandiran ama asla onu unutturmayan.
Sadece bir müddet buzlu camin arkasindan seyrettiren...
Bütün sarkilar sizin için yazilmis gibi gelecek... Bogazin dügümlenecek,
dinleyemeyeceksin...
Uyumak zor, uyanmak kolay olacak...
Sabahi iple çekeceksin...
Bazen de "Hiç günes dogmasa" diyeceksin...
Ne geceler rahatlatacak seni ne gündüzler...
Ölmeyi isteyip, ölemeyeceksin...
Yorumlar (1) | 21 Nisan 2007 | YAZILAR | ||||
|
Bir bahçe kurulur gönülde, Dünya kocaman ve parlak, Sonra solar çiçekler bir,bir Yorum Ekleyin | 19 Nisan 2007 | ŞİİRLER | ||||
|
Bir damla yaş gözlerim de, Dudaklarımda tuzu denizin, Yorum Ekleyin | 19 Nisan 2007 | ŞİİRLER | ||||
|
1943 Sinop doğumluyum.Öğretmen olan anne ve babamın öğretmenliği dolayısıyla,çocukluğum ve tahsil hayatım Ankara;da geçti.1962 de gümrük bakanlığı müfettişi Vural E rol;la evlenerek İstanbul,a geldik.Eşimi maalesef 1978 yılında kaybettim.Canımdan çok sevdiğim üç evladım ve biricik torunum hayat kaynağım.
erkek kardeşim ve eşi doktor. iki pırıl pırıl yeğenim var. Çoçukluk anılarımı süsleyen ve belki de bu günlere gelmemde bilmeden etkileri olan iki kişi var Evimize sık,sık gelen rahmetli değerli şaiirimiz Orhan veli ve Nihal Atsız Kırk senedir müzik ve sanatın içindeyim Pr dr Selahaddin İçli tarafından 1980 senesinde bestelenen ilk şiirim Güneşin Battığı Yerde adlı eserdir.Aile dostum aziz bestekarımla ve sevgili eşiyle süren beste ve dostluk beraberliğimiz onu kaybedene kadar sürdü sürecek
Hüzün-Sonbahar vurgunu-Gece gözlüm-Ne zaman başlar bilinmez-Cimri mi cimri müşterek eserlerimizden bir kaçı.
1983 de Heyecan isimli eserle eurovision şarkı yarışmasında derecemiz var.Ayrıca çok kıymetli bir çok bestekarımız da yüze yakın eserimi besteledi.Merhum sevgili Erdoğan Berkerin bestelediği Seneler Ne Olur Üstüme Gelmeyin şiirde bunlardan bir tanesi.
Güneşin battığı yerde,Cansın Erol şiirler,Hayal Pencerem,ve Can sevmeyi sevdi adlı dört şiir kitabım var.
Şiirin dışında hikayeler yazıyor,resim yapıyorum.Müzik de tutkum.
Yaşamım da iyi ki sanat var.Beni sizlere taşıyan paylaştıran ve tanımakla mutluluk duyduğum bütün güzel insanların önün de sevgi ve saygıyla eğiliyorum. bütün gönlümle
Saygılar CANSIN EROL Yorumlar (2) | 16 Nisan 2007 | BİYOGRAFİ | ||||
|
Kurşunkalem gibiyiz, hatalarımız düzeltilebilirse de izlerini tümüyle yok edemeyiz. Geçmişi değiştiremeyiz ama düzeltme yoluna gidebiliriz.
*Kurşunkalem gibiyiz, acılarımız bizim kalem açacağımızdır. Yaşadığımız zorluklar kişiliğimizin biçimlenmesine yardımcı olurlar.
*Kurşunkalem gibiyiz, birisinin elimizden tutmasına izin verirsek çok şey yapabiliriz.
*Kurşunkalem gibiyiz, her fırsatta izimizi bırakabiliriz. Yaşamda var oluş nedenimiz budur, izimizi bırakmak. Belki küçük bir yolda, belki birlikte olduğumuz insanlarda, belki yetiştirdiğimiz insanlarda, ama kesinlikle arkamızda iz bırakmaya çabalamalıyız.
*Kurşunkalem gibiyiz, içimizde ne olduğu önemlidir. Anlayış ya da hoşgörüsüzlük, sevgi ya da şiddet, barış ya da huzursuzluk, nezaket ya da benmerkezcilik, umut ya da umutsuzluk, yüreklilik ya da korku, önemli olan içimizde ne olduğudur.
Şimdi yazı yazmak için elinize bir kurşunkalem aldığınızda, bir an için durun ve bu küçük yazı aracını düşünün. O, bize yaşam hakkında kimi önemli dersler öğretmektedir.
Steve Goodier
Yorum Ekleyin | 16 Nisan 2007 | YAZILAR | ||||
Yorumlar (1) | 14 Nisan 2007 | ŞİİRLER | ||||
Yorum Ekleyin | 13 Nisan 2007 | YAZILAR | ||||
Yorum Ekleyin | 11 Nisan 2007 | HAKKIMDA | ||||
|
2 şeyyyyy
İki şey insanı "nitelikli insan" yapar: 1 İradeye hakim olmak 2 Uyumlu olmak İki şey "ekstra değer" katar : 1 Hitabet ve diksiyon eğitimi almak 2 Anlayarak hızlı okumayı öğrenmek İki şey geri bırakır: 1 Kararsızlık 2 Cesaretsizlik İki şey kaşif yapar: 1 Nitelikli cevre 2Biraz delilik İki şey ömür boyu boşa kürek çekmemeni sağlar: 1 Baskın yeteneği bulmak 2 Cidden sevdiğin işi yapmak İki şey başarının sırrıdır: 1 Ustalardan ustalığı öğrenmek 2 Kendini güncellemek İki şey başarıyı mutlulukla beraber yakalamanın sırrıdır: 1 Niyetin saf olması 2 Ruhsal farkindalik İki şey milyonlarca insandan ayirir: 1 Sorunun değil çözümün parçası olmak 2 Hayata ve her şeye yeni (özgün,orijinal,farklı)bakış acısıyla yaklaşabilmek. İki şey gelişmeyi engeller: 1 Aşırılık (mübalağa,abartı,ifrat,tefrit) 2 Felakete odaklanmış olmak İki şey çözüm getirir: 1 Tebessüm (gülümseme,sırıtma veya kahkaha değil!) 2 Sukût (susmak) İki sey"kalitesiz insan"ın özelliğidir: 1 Şikayetçilik 2 Dedikodu İki şey çözümsüz görünen problemleri bile çözer: 1 Bakış acısını değiştirmek 2 Karsındakinin yerine kendini koyabilmek İ ki şey yanlış yapmanı engeller: 1 Şahıs ve olayları akil ve kalp süzgecinden geçirmek 2 Hak yememek İki şey kişiyi gözden düşürür: 1 Demagoji (laf kalabalığı) 2 Kendini ağıra satmak (övmek,vazgeçilmez göstermek Yorum Ekleyin | 04 Nisan 2007 | YAZILAR | ||||
Yorum Ekleyin | 03 Nisan 2007 | ŞİİRLER | ||||
Yorum Ekleyin | 03 Nisan 2007 | ŞİİRLER | ||||
|
Da Vinci'nin 7 Prensibi
1 CURIOSITA Yaşama doymak bilmeyen bir merak ve öğrenmeyle bağlı olmaktır.
2 DIMASTRAZIONE Bilgiyi deneme yolu ile test etme, sebatkârlık ve hatalardan ders alma arzusu anlamına gelir. Öğrenilen her şey mutlaka denenerek test edilmeli, doğruluğuna ondan sonra karar verilmelidir.
3 SENSAZIONE Duyguların özellikle hayati deneyimlerin bir aracı olan görüşün devamlı olarak rafine edilmesi anlamına gelir. Müzik dinlemeli, resim çizmeli, müzeler gezmeli, kitap okumalıyız. Değişik yiyecek ve içecekler tatmalı, çevremizdeki her şeye dokunmalıyız.
4 SFUMATO Belirsizliği, paradoksu ve kararsızlığı kucaklama arzusu anlamına gelir. Gelişen dünyada başarılı olmak için belirsizlikler altında çalışmaya alışmalıyız. Paradoksla karşılaştığımızda sükûnetimizi koruyarak etkili ve sağlıklı bir zihne sahip olabiliriz.
5 ARTE/SCIENZA Bilim ve sanat, mantık ve hayal arasındaki dengenin geliştirilmesi anlamına gelir. Her insan doğuştan her türlü yeteneğe sahiptir.
6 CORPORALITA Zarafet her iki eli de aynı şekilde kullanabilmenin fitresi ve dengenin sağlanması anlamına gelir. Başarı için kişinin öncelikle kendisiyle barışık olması gerekir. Bunu sağlayacak bir etken de insanın sağlıklı, zarif ve dengeli bir vücuda sahip olmasıdır. Bunun için kişinin sahip olduğu fiziki yapısını geliştirmesi gerekir. Bunu sağlamak amacıyla kişi; stresten uzak durmalı, zihnini şen tutmalı, dengeli bir beslenme yapmalı, uykusunu düzenli olarak almalı, zarafetine dikkat etmeli ve sağlığını korumalıdır.
7 CONNESIONE Bütün olanların ve her şeyin ilişkisini anlamak ve değerlendirmek, sistemli düşünme anlamına gelir. Kısaca yaşadığımız her şeyi birbiriyle olan ilişkisini anlamaya çalışmalı, her şeyi bir arada
Yorum Ekleyin | 01 Nisan 2007 | YAZILAR | ||||
|
Eski zamanlardı. Yolların olmadığı zamanlar... Demek ki fakirdi bizim gibi çoğunluk,bu nedenle tasinacak yuklere talip olacak hamallar bulmak zor olmuyordu...
Hamalsan iki şey önemli oluyor senin için:
Yük ve yol...
Ancak sırtına aldığın yükle bu mesafeyi aşabilirsen, ücret mevzubahis oluyor. Aksi olursa, cereme çekiyorsun! Bunu düşünüyordum. Yanımdaki hamalla yola çıktık. İhtiyardı. Kendinden büyük bir yük almıştı. Benim sırtımda ise birkaç bavul vardı sadece, onunkinin çeyreği... Diyordum ki içimden "Çok gitmeden kıvrılırsa titreyen bacakları, yüklenirim sırtındaki yükün yarısını!.." Nitekim, çok geçmeden dedi ki: "Mola vakti. Gel biraz dinlenelim!... "Ne molası, dedim ona hayretle. Ben daha terlemedim!.." Sözüme aldırmadı. Durdu. Çöktü. Salarken yükünün ipini "Sen de dinlen hadi" dedi. Benim canım sıkılmıştı bu işe. Genç olduğumu, ondan kuvvetli olduğumu, bunun gibi bir bunakla yola çıkmamın ne büyük hata olduğunu düşünüyordum. O ihtiyar, bir bacağını azıcık uzatmış halde sessizce dinleniyorken, ben huzursuz bir şekilde ayakta dolanıyordum. Bir saat kadar sonra yine durdu, oturdu, dinlendi. Ben kızgınlıkla dolandım etrafında... "Yükünü indirip sen de dinlen", demesine aldırmadım, ona daha çok kızdım... Sonra yine durdu. Bana da "dinlenmemi" söyledi yine ama dinlenmedim. Yarım saat sonra "dinlenelim mi" diye sordu, aksi aksi başımı salladım... Kaçıncı molasıydı hatırlamıyorum, birden bire dizlerimin bağı çözüldü. Kafamın içinde uçuşan kara kara sinekler sustu, çöküp kaldım. Kayış kolumdan çıktı, sırtımdaki bavullar kaydı. Ne kadar zaman geçtiğini fark etmedim. Uyumuştum da uyandım mı, yoksa bayılmıştım da ayıldım mı anlamadım... Baktım kendi kocaman yükünün üzerine benim bavullarımı da bağlamıştı. Küçük tasına birazcık su koyup dudağıma dayadı, içtim. Sonra koluma girerek;"Hadi kalk, dedi. Bana yaslan. Ağır ağır gider ve bir süre sonra gene dinleniriz." Dediğini yaptım. Omzundan güç aldım, ama asıl anlattıkları iyi geldi bana. "Ben yılların hamalıyım, dedi. Nice pehlivan yapılı adamlar gördüm. Çoğu, dinlenmek istemediklerinden yükleriyle birlikte kendilerini de toprağa serdi sonunda... Yolda gördüğümüz saçılmış kuru kemiklerin çoğu, anlattığım bu insanlara ait... Halbuki bir yükü "taşımak" bizim işimiz, "altında ezilmek" değil!.. Unutma ki bir yük taşıdıkça ağırlaşır. Dinlenerek sen yükünü hafifletiyorsun! Belki günün birinde hamallığın şekli değişir. Belki o günleri ben göremem. Ama sen kavuşursan o zamanlara, aman ha, kafanın içinde de sakın yük taşıma... Akşamları bırak ve hafifle... Sabah dinlenmiş olarak yeniden tekrar taşırsın yükünü. Bizim işimiz, bugünü yarına taşımak, bugünün altında yok olmak değil. Çünkü yarınlarda bizi bekleyenler var, taşıdıklarımızı bekleyenler var...
Yorum Ekleyin | 01 Nisan 2007 | YAZILAR |