Bir resimki ufukta,bakmaya doyulmaz. Bu, renklerin siyahla vuslata erişmesidir. Güneş nazla bitap uyurken, Akşam,günle gecenin sevişmesidir..
İlahi bir dönüşüm kaplar her yeri, Yıldızlar gök yüzüyle kucak,kucağa. Hayal rüyalarda saatler uçar, Renkler aşkla koşar yeni sabaha..
Aslında bu saatlerde bir yolcu gider. Bir daha geri dönmez biliriz. Zamanı da yanına alır,veda etmeden O uzaklaştıkca ufukta biz eksiliriz... |
| |
|
Cansın Erol |
|
|
Bir şarkıda benden olsun bu gece. Makam hüzzam,sazı kalbim,şiiri sen. Vur mızrabı duyguların üstüne, Her nağmesi senden,benden sevgiden..
Sen çal,çaldıkça titresin ruhum, Dökülsün kalbimdekiler hece,hece, 'Ömrüm seni sevmekle nihayet bulacaktır' Bu şarkıda benden olsun bu gece.. |
| |
|
Cansın Erol |
|
O şarkıyı duyarsan bir gün, Bir zamanlar,bana yazmıştı dersin. Ne güzeldi her şey,şiir gibiydi, Son satıra ayrılğı eklersin...
Gül kurusu akşamlarda ufka dalarken, Kimbilir,sesimi getirir rüzgar,duyarsın. Çoktan unuttum ben seni derken Kalbinde ki o ince sızıyla belki susarsın.
Gönlünü vurduysa hüzün dalgaları, İnan aklına seni üzmek için gelmedim. O şarkıyı duyarsan beni hatırla, Ben seni unutmak için sevmedim.. |
| |
|
Cansın Erol |
| |
|
Hâlâ sizinleyse!!!
1 yaşınızdayken sizi elleriyle besledi ve yıkadı Butun gece aglayıp onu uyutmayarak teşekkür ettiniz
2 yaşınızdayken size yürümeyi ögretti Size seslendiginde odadan kaçarak teşekkür ettiniz
3 yaşınızdayken size özenle yemekler hazırladı Tabaginizi masanin altina dokerek tesekkur ettiniz
4 yaşınızdayken elinize rengarenk kalemler tutuşturdu Evin bütün duvarlarına resim yaparak teşekkür ettiniz
5 yaşınızdayken sizi cici kiyafetlerle süsledi Gördügünüz ilk çamur birikintisine atlayarak teşekkür ettiniz
6 yaşınızdayken okula kadar sizinle yürüdü Sokaklarda "GITMİYCEEEEEEEM"diye ağlayarak teşekkür ettiniz
7 yaşınızdayken size bir top hediye etti Komşunun camını kırarak teşekkür ettiniz
9 yaşınızdayken size dualar öğretti, siz her seferinde unutarak teşekkür ettiniz.
11 yaşınızdayken sizi arkadaşınızla sinemaya götürdü "Sen bizimle oturma"diyerek teşekkür ettiniz
12 yaşınızdayken zararlı TV programlarını seyretmenizi istemedi O evde degilken hepsini izleyerek teşekkür ettiniz
19 yaşınızdayken okul masraflarinızı karşıladı,sizi arabayla kampuse goturdu ve eşyalarınızı taşıdı Arkadaşlarınız alay etmesin diye kampus kapısında vedalaşarak teşekkür ettiniz
21 yaşınızdayken iş hayati ve kariyerinizle ilgili size fikir vermek istedi "Ben senin gibi olmıycam"diyerek teşekkür ettiniz
22 yaşınızdayken kep giyme töreninizde size gururla sarıldı Avrupa seyahati için para isteyerek teşekkür ettiniz
25 yaşınızdayken dugun masraflarinizi karşiladi, sizin için hem mutlu oldu hem çok duygulandı Siz dunyanın bir ucuna taşınarak teşekkür ettiniz
30 yaşınızdayken bebek bakımı hakkında size akıl vermek istedi "Artık bu ilkel yöntemleri bırak"diyerek teşekkür ettiniz
40 yaşınızdayken sizi arayıp bir akrabanızın doğum gününü hatırlattı "Anne işim başımdan aşkın"diyerek teşekkür ettiniz
50 yaşınızdayken o çok hastalandı, hafta sonunda onu görmeye gittiginizde mutlu oldu Ona yaşlıların çocuk gibi nazlı olduğunu söyleyerek teşekkür ettiniz
Derken bir gün..... o öldü O güne kadar onun için yapmadıgınız ne varsa, o anda kalbinize bir yıldırım gibi düştü....
EĞER HÂLÂ SİZİNLEYSE, ŞİMDİ ONU HER ZAMANKİNDEN DAHA ÇOK SEVİN...
|
|
Pembe Kız 1965 de eşim teftiş için Güney Anadolu'ya gidecekti.O zamanlar eşlerini pek götürmezdi müfettişler.Ama her şeye meraklı ben dururmuyum.Onun da işine geldi.Altı aylık hasrete de dayanamazdık zaten.O günler hala dün gibi.Anadolu'mun hüzünlü,bakımsız,yalnız kaderi bu gün ne kadar değişti bilemiyorum.....Anlatacağım hikaye gerçek..Ve ne yazık ki hala aynı yerdeyiz...
Pembe Kız.
On altı yaşındaydı Pembe kız.Güney Anadolu'nun ot bitmeyen,kıraç küçücük bir köyünde doğmuştu.Anası çalıştığı tarlada doğurmuş,göbeğini oracıkta taşla kesmiş,beze sarıvermişti bebesini.Eve dönerken erkeklerin akşama kadar pinekledikleri,kahvenin önünden geçerken anlamasınlar diye. Yeni doğmuş kanlar içinde ki bebeğini heybesine koymuş, vurmuş sırtına ağrıyla,sancıyla uyuşmuş karnını tutarak ama dimdik evine getirmişti. Pembe kız çocuk olmanın bütün ağırlığını duyarak büyüdü,o penceresiz toprak evde.Otuz beş yaşında ihtiyar olmuş anasına ve yaşadığı zor şartlara rağmen,ümit doluydu içi.Ah babası bir de okula yollasaydı.Ama okul iki kilometre uzakta.Hem kız kısmı okuyup da ne olacak. Bir gün köye genç bir memur tayin oldu.Yakışıklı, bekar bir adam.Şehir hayatından sonra burada yaşamak çok zordu.Hele bekarsan.Pembeyi tesadüfen gördü. Kara üzüm gözlü,bembeyaz tenli bir ahu. Köyün ağası aracı oldu,istetti babasından.Baba beş milyon başlık istedi.O zamanın parasıyla çoktu ama,borç harç buldu parayı,Pembe'yi imam nikahıyla aldı. Köy yerinde hayır deme imkanı yoktu ama, Pembe kız çok sevdi okumuş,yakışıklı kocasını.Köydeki erkeklere hiç benzemiyordu.Dayak yok,yumuşak sevecen..Ona tapıyor,kusursuz hizmetini görüyor ve hep bir şeyler öğreniyordu.Bir de kızları oldu.. İki sene mutlulukla geçti.Pembe sanki bir rüyada yaşıyordu.Kızı minicik yavrusu köyün kadınları gibi olmayacaktı.Tam o ara tayini çıktı kocasının.Havalara uçtu sevincinden.Yeni yerler görecek,bebeği okuyacak,sevdiği erkeğiyle mutlulukları sonsuza kadar sürecekti Bir sabah uyandı ki kocası yanında yok.Eşyalarını gizlice toplamış,küçük kızını bile düşünmeden,çıkıp gitmişti sessizce.. Penbe günlerce bekledi sevdiğini.'Olmaz 'diyordu,yapmaz..Ama dönmedi.. Kucağında bebeği,gözleri kupkuru ama içi acı yağmurlarla döndü baba ocağına.Yüreğindeki hasret,kırgınlık,mutsuzlukla daha çok çalıştı,horlandı.Ama onu seven güvendiği erkeğinin neden bıraktığı sorusundan başka bir şey hissetmiyordu ki. Bir gün eve erken döndü babası.'Çocuğu hazırla,eşyalarını topla gidiyoruz' dedi.Yüreği hop etti heyecandan.'Allah dualarımı kabul etti,yiğidimize babamıza kavuşuyoruz herhalde.Tanrım sana şükürler olsun.Ben biliyordum bizi bırakmayacağını' Kaçakçı topal Hüsnü'nün evinin önüne gelince anladı.Eve baygın taşıdılar Pembe'yi.Bu sefer daha az para almıştı babası.Çünki kızı hem dul hem çocukluydu. Yediği dayaklara,piçinle sana dünyanın parasını verdim diye her an horlayan erkeğin hakaretlerine dayandı sessizce.İçinde ki yangının yanında neydi ki çektikleri. Sonra bir gece gelmedi Hüsnü. Haberi ertesi gün verdiler.Kaçak koyun geçirirken mayına basmış ve ölmüştü.Ne üzüldü ne de ağladı.Elinde kızı babasının evine döndü yeniden. Artık nefes almak bile haramdı ona.İki kocadan arta kalmış çocuklu bir kadının ne değeri vardıki oralarda.İçi isyan dolu,günbegün eriyerek,zaman dolduruyordu artık.Biricik yavrusunun sevgisiydi ayakta tutan.Bir de çileli etkisiz annesinin varlığı. Bir akşam kahvede tavla oynarken,köyün çobanıyla el sıkıştı babası.Bu sefer beş yüz liraya anlaşmıştı kızı için.Gece uykudan uyandırıp haber verdi.'Sabaha hazırlan gidiyoruz.' Sabah ezanında kızını götürmeye geldiğinde tavana asılı buldu Pembe'yi. Morarmış,küçücük ayaklarının dibine ağlayan torununun yanına çöktü.Üzülmüştü ama daha çok kızgınlık vardı içinde.''Kendi gitti ama şu küçük kızı düşünseydi bari.Nasıl bakacağız şimdi. Ama bu da anası gibi güzel olacak.İlerde iyi başlık getirir''Çocuğu kucağına aldı.''Yavrum gitti' diye bağırarak dışarı attı kendini. |
| |
|
Cansın Erol |
| |
|
|
|
|
|