|
2 şeyyyyy
İki şey insanı "nitelikli insan" yapar: 1 İradeye hakim olmak 2 Uyumlu olmak İki şey "ekstra değer" katar : 1 Hitabet ve diksiyon eğitimi almak 2 Anlayarak hızlı okumayı öğrenmek İki şey geri bırakır: 1 Kararsızlık 2 Cesaretsizlik İki şey kaşif yapar: 1 Nitelikli cevre 2Biraz delilik İki şey ömür boyu boşa kürek çekmemeni sağlar: 1 Baskın yeteneği bulmak 2 Cidden sevdiğin işi yapmak İki şey başarının sırrıdır: 1 Ustalardan ustalığı öğrenmek 2 Kendini güncellemek İki şey başarıyı mutlulukla beraber yakalamanın sırrıdır: 1 Niyetin saf olması 2 Ruhsal farkindalik İki şey milyonlarca insandan ayirir: 1 Sorunun değil çözümün parçası olmak 2 Hayata ve her şeye yeni (özgün,orijinal,farklı)bakış acısıyla yaklaşabilmek. İki şey gelişmeyi engeller: 1 Aşırılık (mübalağa,abartı,ifrat,tefrit) 2 Felakete odaklanmış olmak İki şey çözüm getirir: 1 Tebessüm (gülümseme,sırıtma veya kahkaha değil!) 2 Sukût (susmak) İki sey"kalitesiz insan"ın özelliğidir: 1 Şikayetçilik 2 Dedikodu İki şey çözümsüz görünen problemleri bile çözer: 1 Bakış acısını değiştirmek 2 Karsındakinin yerine kendini koyabilmek İ ki şey yanlış yapmanı engeller: 1 Şahıs ve olayları akil ve kalp süzgecinden geçirmek 2 Hak yememek İki şey kişiyi gözden düşürür: 1 Demagoji (laf kalabalığı) 2 Kendini ağıra satmak (övmek,vazgeçilmez göstermek Yorum Ekleyin | 04 Nisan 2007 | YAZILAR |
|
|
Da Vinci'nin 7 Prensibi
1 CURIOSITA Yaşama doymak bilmeyen bir merak ve öğrenmeyle bağlı olmaktır.
2 DIMASTRAZIONE Bilgiyi deneme yolu ile test etme, sebatkârlık ve hatalardan ders alma arzusu anlamına gelir. Öğrenilen her şey mutlaka denenerek test edilmeli, doğruluğuna ondan sonra karar verilmelidir.
3 SENSAZIONE Duyguların özellikle hayati deneyimlerin bir aracı olan görüşün devamlı olarak rafine edilmesi anlamına gelir. Müzik dinlemeli, resim çizmeli, müzeler gezmeli, kitap okumalıyız. Değişik yiyecek ve içecekler tatmalı, çevremizdeki her şeye dokunmalıyız.
4 SFUMATO Belirsizliği, paradoksu ve kararsızlığı kucaklama arzusu anlamına gelir. Gelişen dünyada başarılı olmak için belirsizlikler altında çalışmaya alışmalıyız. Paradoksla karşılaştığımızda sükûnetimizi koruyarak etkili ve sağlıklı bir zihne sahip olabiliriz.
5 ARTE/SCIENZA Bilim ve sanat, mantık ve hayal arasındaki dengenin geliştirilmesi anlamına gelir. Her insan doğuştan her türlü yeteneğe sahiptir.
6 CORPORALITA Zarafet her iki eli de aynı şekilde kullanabilmenin fitresi ve dengenin sağlanması anlamına gelir. Başarı için kişinin öncelikle kendisiyle barışık olması gerekir. Bunu sağlayacak bir etken de insanın sağlıklı, zarif ve dengeli bir vücuda sahip olmasıdır. Bunun için kişinin sahip olduğu fiziki yapısını geliştirmesi gerekir. Bunu sağlamak amacıyla kişi; stresten uzak durmalı, zihnini şen tutmalı, dengeli bir beslenme yapmalı, uykusunu düzenli olarak almalı, zarafetine dikkat etmeli ve sağlığını korumalıdır.
7 CONNESIONE Bütün olanların ve her şeyin ilişkisini anlamak ve değerlendirmek, sistemli düşünme anlamına gelir. Kısaca yaşadığımız her şeyi birbiriyle olan ilişkisini anlamaya çalışmalı, her şeyi bir arada
Yorum Ekleyin | 01 Nisan 2007 | YAZILAR |
|
|
Eski zamanlardı. Yolların olmadığı zamanlar... Demek ki fakirdi bizim gibi çoğunluk,bu nedenle tasinacak yuklere talip olacak hamallar bulmak zor olmuyordu...
Hamalsan iki şey önemli oluyor senin için:
Yük ve yol...
Ancak sırtına aldığın yükle bu mesafeyi aşabilirsen, ücret mevzubahis oluyor. Aksi olursa, cereme çekiyorsun! Bunu düşünüyordum. Yanımdaki hamalla yola çıktık. İhtiyardı. Kendinden büyük bir yük almıştı. Benim sırtımda ise birkaç bavul vardı sadece, onunkinin çeyreği... Diyordum ki içimden "Çok gitmeden kıvrılırsa titreyen bacakları, yüklenirim sırtındaki yükün yarısını!.." Nitekim, çok geçmeden dedi ki: "Mola vakti. Gel biraz dinlenelim!... "Ne molası, dedim ona hayretle. Ben daha terlemedim!.." Sözüme aldırmadı. Durdu. Çöktü. Salarken yükünün ipini "Sen de dinlen hadi" dedi. Benim canım sıkılmıştı bu işe. Genç olduğumu, ondan kuvvetli olduğumu, bunun gibi bir bunakla yola çıkmamın ne büyük hata olduğunu düşünüyordum. O ihtiyar, bir bacağını azıcık uzatmış halde sessizce dinleniyorken, ben huzursuz bir şekilde ayakta dolanıyordum. Bir saat kadar sonra yine durdu, oturdu, dinlendi. Ben kızgınlıkla dolandım etrafında... "Yükünü indirip sen de dinlen", demesine aldırmadım, ona daha çok kızdım... Sonra yine durdu. Bana da "dinlenmemi" söyledi yine ama dinlenmedim. Yarım saat sonra "dinlenelim mi" diye sordu, aksi aksi başımı salladım... Kaçıncı molasıydı hatırlamıyorum, birden bire dizlerimin bağı çözüldü. Kafamın içinde uçuşan kara kara sinekler sustu, çöküp kaldım. Kayış kolumdan çıktı, sırtımdaki bavullar kaydı. Ne kadar zaman geçtiğini fark etmedim. Uyumuştum da uyandım mı, yoksa bayılmıştım da ayıldım mı anlamadım... Baktım kendi kocaman yükünün üzerine benim bavullarımı da bağlamıştı. Küçük tasına birazcık su koyup dudağıma dayadı, içtim. Sonra koluma girerek;"Hadi kalk, dedi. Bana yaslan. Ağır ağır gider ve bir süre sonra gene dinleniriz." Dediğini yaptım. Omzundan güç aldım, ama asıl anlattıkları iyi geldi bana. "Ben yılların hamalıyım, dedi. Nice pehlivan yapılı adamlar gördüm. Çoğu, dinlenmek istemediklerinden yükleriyle birlikte kendilerini de toprağa serdi sonunda... Yolda gördüğümüz saçılmış kuru kemiklerin çoğu, anlattığım bu insanlara ait... Halbuki bir yükü "taşımak" bizim işimiz, "altında ezilmek" değil!.. Unutma ki bir yük taşıdıkça ağırlaşır. Dinlenerek sen yükünü hafifletiyorsun! Belki günün birinde hamallığın şekli değişir. Belki o günleri ben göremem. Ama sen kavuşursan o zamanlara, aman ha, kafanın içinde de sakın yük taşıma... Akşamları bırak ve hafifle... Sabah dinlenmiş olarak yeniden tekrar taşırsın yükünü. Bizim işimiz, bugünü yarına taşımak, bugünün altında yok olmak değil. Çünkü yarınlarda bizi bekleyenler var, taşıdıklarımızı bekleyenler var...
Yorum Ekleyin | 01 Nisan 2007 | YAZILAR |
| Pzr | Pzt | Sa | Ça | Pe | Cu | Cts |
| 1 | 2 | 3 | 4 | |||
| 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 |
| 12 | 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 |
| 19 | 20 | 21 | 22 | 23 | 24 | 25 |
| 26 | 27 | 28 | 29 | 30 |