Bu günlerde canım hiç bir şey yapmak istemiyor.Gerçekler öyle acıtıyorki şiirler bile küskün sanki.Gazete okumak,televizyon seyretmek bile istemiyorum.Bütün kapıları kapatsam ve kendime kaçsam.İçimdeki Pollyanna,ya.Ama o da çocukluğumdaki gibi değil çok büyümüş.Her şeyi anlıyor görüyor hissediyor.Ben dünya'nın,ülkemin,insanlığın gerçeklerindeyim.İçimdeki şiirler yıldızlara hayallere ulaşmak istiyor hala inatla.Fakında olmadan bir kalem alıyorum elime.Birden eller geliyor aklıma.Bayrak tutan,siper kazan,tarla süren,döven,seven bomba atan eller.
Bir el uzanır ya sıcacık
Hani insanın kalbine dokunur.
O el bir ateş yakar bilmeden,
Bir orman yanar kül olur.
Yanan alnına bazen serin bir meltem
Şefkatle uzanır bir çocuğu severken
Tam eller eleleydi derken,
Tutar bir namluyu bin kurşun olur.
Ama yakınlarda uzaklardaki dost eller geliyor aklıma birden.Mertçe sevgiyle uzanan eller.Var diyorum var.Ümitlerde var.Açıyorum kapılarımı çıkıyorum kendimden.İçimdeki yaşlı Pollyanna göz kırpıyor hüzünle ben hep buradayım dercesine..
Cansın Erol
|
Eşimle yeni evliyiz. O genç bir Mülkiye mezunu, bende okulumu yeni bitirmişim. Paramız çok kısıtlı. Ama zaten bizim nesil için o zamanlar, paranın pek bir önemi de yok. Filmlerle, kitaplarla, büyüklerimizin verdiği gazla, pembe gözlüklü romantik gençleriz çoğunlukla. Tam, iki gönül bir olunca samanlık seyran olurları yaşıyoruz. Aşk, sevgi herşeyin üstünde. Yarın ne olur korkumuzda pek yok.Küçük şeylerden, mutluluk büyütmeye bayılıyoruz.İstanbul bu günlerden çok farklı.En azından rahat, trafik yok, hava temiz, insanları güleryüzlü.Anadolu'm daha saf tevekkel, ama o zamanlarda hep ihmallerde. Size ufak bir anımı anlatayım derken, nerelere geldim.Kırk senenin içine bir dalarsak bu yazı bitmez.Türkiye'siyle siyaseti, eğitimi yaşam koşullarıyla, tam bir dertleri zevk edindim, bende neş'e ne arar muhabbetinden çıkamayız. Yeni evliyiz ya maaşımızla ancak geçinebiliyoruz.Ayrıca büyüklere yardım fonumuzda var.Ama kimin umuru..Ayın son günü, kalan bir liramızla sinemaya gidip, bir de eyleniyoruz.. Bir gün Beyoğlu'nda gezerken , vitrinde bir şemsiye gördüm.Biraz pahalı, aklım gitti ama cebimizi düşününce eşime söylemedim bile.Bir kaç gün sonra elinde bir hediye paketiyle geldi.Sevinçle açtım.Benim vitrinde görüp beyendiğim şemsiye.Artık nasıl havalara uçtum, boynuna sarıldım tahmin edersiniz.Bakışımdan anlamıştı her halde.Bir yandan duygulandım, bir taraftanda çok para verdi diye üzülüyorum.Ama değer yargıları, duygusal anlamda çok farklıydı o zamanlar.Belki de biz öyleydik bilmiyorum. Şemsiyem çok güzel.Tam da o zamanın modası.Hele sarı yaldızlı fildişi sapına bayılıyorum.Benim için öyle kıymetli ki, neredeyse yağmurlu havalarda bile kullanmaya kıyamıyorum.Gençlik işte.(Tabii o zamanın.) Bir gün eşimle Kadıköy'e geçeceğiz.Hava bulutlu.En kıymetli şemsiyemde elimde bütün haşmetiyle.Kadıköy iskelesine geldik.Tam vapura bineceğiz, o anda bir baktım ki olamaz. Benim şemsiyenin sapı yok. Eşim canın sağ olsun gibi teselli lafları ediyor ama, kim dinler, gitti şemsiyemin fildişi kakmalı sapı.Sap gitti ya hemen fildişi oldu zaten.Üzüntüden mahvoluyorum.Vapur gitti. Biz saatlerce bütün geçtiğimiz yolları defalarca arıyarak, belki on vapuru yolladık.Yok, yok.Sonunda üzgün, bitap, bir vapura bindik.Güverteye oturduk.Şemsiye kucağımda ve fildişi sapı tam göz hizamdan alay eder gibi bana bakıyor.Meğer onca saat şemsiyeyi ters tutmuşum.Garibim ikimizde farkına varmadan boşuna helak olmuşuz.O andaki gülme krizimize bütün vapur şaşırmıştır her halde. Sonra ne şemsiyelerim oldu.Sevdiğimde dahil neler, neler kaybettim. Ama hala her yağmurda o fildişi saplı(aslında değil) şemsiye ve anısı aklıma geliyor ve yüzüme güneş görmüş gibi bir gülücük oturuveriyor. Hüzünle de olsa.. Cansın Erol Yorum Ekleyin | 14 Temmuz 2008 | YAŞAMDA GEZİNTİLER |
|||||
|
Gittikçe maddileşen günümüz dünyasın da ve bir dolu kavram kargaşası arasında , yine de insana ümit veren, yüreğinin yumuşacık alemine geçiş yaptıran iki kelime var. Sanat ve sevgi.İnsanlar doğanın bütün yaradılanları gibi doğar, büyür ve ölürler.Geçici bir dünyanın ebedi sürecidir bu. Ama aynı insan aklıyla, ürettikleriyle, hayalleriyle ve yapıtlarıyla sonsuza taşır dünyasını..
Yaşadığı ilk evi olan mağarasının duvarına resimler yapan, figürler oyan, aklını düşüncesini bilincini daha ilk kullanmaya başladığı anda üretme sürecine giren tek yaratık da insanoğludur. Sanat yüzyıllar boyu insan için tılsımlı bir araç olmuş.Hissettiklerini çizim, ses ve görüntüyle eyleme geçirmiş.Sanatla, o büyülü güzellikle elinden kayıp giden zamana ve dünyaya egemen olmaya çalışmış. Nesnel bütün gerçekler, insan bilincinin, yüreğinin yaratıcı doğayla birleştirdiği düşünce sonsuzluğunun ve hayallerinin eseridir.Tıpkı sanat ve bilim gibi...İçin de sevginin, sanatın ve bilimin olmadığı bir dünya..Düşünemiyorum bile. Sanatta sevgi gibi uzakları yakınlaştırır, paylaşır ve insanı yüceltir. Gönlümüzce bir şiiri, bir yazıyı paylaştığımız zaman, orada bir dolu hikaye, müzik nağmesi duyarız.Eskimiş resimler de nasıl bir zaman yaşamış insanların nesnelerin akisleri varsa, şiir ve tüm sanat eserlerinde de yaşanmışlığın gönül kayıtları ve resimleri vardır. Bir çiçeğin açışında ki mucizeyi, yeşili maviyi, göremeyen, bir cocuk gülüşünü, yağmurun sesini duyamayan, kirli havayı soluyan, yalnızca maddi koşullara endeksli bir koşturmanın içinde zamanı sinema şeridi gibi harcayan insan nasıl mutlu olabilir ki. Yaşam zor. Mücadeleli ve karmaşık. Ama maddiyat sonsuza uzanan hiç bir duyguya ulaşamıyor ve etkin olamıyor.Bütün güzellikleri, duyguları, olumlu buluşları yaratan insan, sorumsuzca olumsuzluklara imzasını atıyor, doğaya ve kendine ihanet ediyor aslında.. Halbuki yaradanın insanı yaratarak sunduğu mucizeyi ve sanat eserini görebilse.. Sevgileri unutup para biriktirdiler, Para etmeyen bir tahta kutuda Hiç sevgisiz gittiler Yorum Ekleyin | 14 Temmuz 2008 | YAŞAMDA GEZİNTİLER |
|||||
Yorumlar (3) | 11 Mayıs 2008 | YAŞAMDA GEZİNTİLER |
|||||
|
İnsanı doğayı ailemi dostlarımı vatanımı hep sevdim
Ama evlatlarımı ve çocukları Ben onlarla,karşılıklı yanlış ve doğrularımla büyüdüm.Her şeyi onlarla öğrendim.İçimde tanrının bahşettiği duygu olan sevmeyi de Sevgim sizlerle beraber büyüdü ve olgunlaştı.İnsanları olduğu gibi değiştirmeden,karşılıksız,çıkarsız sevmeyi,bağışlamayı,bağışlanmayı öğrendim.Siz bana tanrının sunduğu en büyük mücizesiniz..İnsanlar yaşam boyu hatalar yapabilirler.Genç hatalarıyla olgunlaşırsa ve örnek alırsa bu tecrübedir.Yeter ki telafisi olmayan yanlışlar yapılmasın. Ben sizleri kendi doğrularımla ve daha kendim öğrenirken yetiştirmeye çalıştım.Ama biliyorum ki siz kendi doğrularınızda benim eksiklerimi de telafi edeceksiniz. Çünki bu gün mutluysam, bunda sadece benim değil,sizin çabalarınızın da emeği çok büyük. Bana bu duyguları tattırdığınız için size sonsuz teşekkürler ediyor ve saygı duyuyorum evlatlarım.. Minnet ve şükranlarımı da yaradanıma Yorum Ekleyin | 24 Şubat 2008 | YAŞAMDA GEZİNTİLER |
|||||
Yorum Ekleyin | 24 Şubat 2008 | YAŞAMDA GEZİNTİLER |
|||||
Yorum Ekleyin | 24 Şubat 2008 | YAŞAMDA GEZİNTİLER |
|||||
|
Cocuklar soylediklerimizden degil yaptiklarimizdan ogreniyorlar. ..Yani onlara öğüt vermek boşuna BAKMADIĞIMI SANDIĞIN ZAMAN (Bir çocuk tarafından yazılmış)
Benim bakmadığımı sandığın zaman, ilk yaptığım resmimi buzdolabının kapısına astığını gördüm ve hemen bir başka resim yapmak istedim . Bakmadığımı sandığın zaman, sokaktaki bir kediyi beslediğini gördüm ve hayvanlara karşı nazik olmanın iyi bir şey olduğunu öğrendim. Bakmadığımı sandığın zaman, benim için en çok sevdiğim keki yaptığını gördüm ve küçük şeylerin yaşamdaki özel şeyler olabileceğini öğrendim. Bakmadığımı sandığın zaman, bir dua okuduğunu işittim ve her zaman konuşabileceğim bir Tanrı olduğunu ve Tanrı'ya güvenmeyi öğrendim. Bakmadığımı sandığın zaman, yemek yaptığını ve hasta olan bir arkadaşına götürdüğünü gördüm ve hepimizin birbirimize bakmamız gerektiğini öğrendim . Bakmadığımı sandığın zaman, zamanını ve paranı, hiçbir şeyi olmayan insanlara verdiğini gördüm ve bir şeylere sahip olanların, hiçbir şeyi olmayanlara vermeleri gerektiğini öğrendim. Bakmadığımı sandığın zaman, evimizi ve içindeki herkesi gözettiğini, özen gösterdiğini gördüm ve bize verilenlere bakmamız gerektiğini öğrendim . Bakmadığımı sandığın zaman, iyi hissetmediğin zamanlarda bile sorumlulukları nı yerine getirdiğini gördüm ve büyüdüğüm zaman sorumlu olmam gerektiğini öğrendim . Bakmadığımı sandığın zaman, gözlerinden yaşlar aktığını gördüm ve bazen olayların incittiğini, ama ağlamanın yanlış olmadığını öğrendim. Bakmadığımı sandığın zaman, umursadığını gördüm ve olabileceğim her şey olmayı istedim. Bakmadığımı sandığın zaman, büyüdüğüm zaman iyi ve üretici bir insan olmak için bilmeye gereksinim duyduğum yaşamın derslerinin çoğunu öğrendim. Bakmadığımı sandığın zaman, sana baktım ve "bakmadığımı sandığın zaman gördüğüm her şey için teşekkür ederim" demek istedim. Diane David (Alıntıdır) Yorum Ekleyin | 15 Ocak 2008 | YAŞAMDA GEZİNTİLER |
| Pzr | Pzt | Sa | Ça | Pe | Cu | Cts |
| 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | |
| 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 | 13 |
| 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 | 20 |
| 21 | 22 | 23 | 24 | 25 | 26 | 27 |
| 28 | 29 | 30 | 31 |