Eğer yaşamın kilidiyse hareket, o kilidin anahtarı da gitmek olsa gerek…
Yeni bir ülke bulamazsın, başka bir deniz bulamazsın.
Bu şehir arkandan gelecektir.
Sen gene aynı sokaklarda dolaşacaksın,
Aynı mahallede kocayacaksın;
Aynı evlerde kır düşecek saçlarına.
Dönüp dolaşıp bu şehre geleceksin sonunda.
Başka bir şey umma,
Ömrünü nasıl tükettiysen burada, bu köşecikte,
Öyle tükettin demektir bütün yeryüzünü de.
Kavafis
Kimi sözcükler büyüsü kendinden menkul bir hüzünle birlikte yürürler. Çekildikçe uzarlar, uzadıkça kısalırlar. Tıpkı masallardaki gibi; dere tepe düz gittim, dönüp baktım ki bir arpa boyu yol gitmişim. İşte böyle bir çelişkiyi barındırırlar bünyelerinde.
İşte size sihirli bir sözcük; gitmek, ister uzatın, ister kısaltın. Nereye çekerseniz oraya gidebilir. Bir köpek kadar sadık, bir akrep kadar kalleş olabilir. Gurbetten gitmek, yurda dönmekmiş; varmak için gitmek gerekliymiş ve her gün yatağımızdan kalkıp kapıyı açınca yeni bir yerlere gidermişiz. Öyle söylerler. Söylenenler doğru mudur?











